|
Tweet | Tarih: 09-09-2026 16:29 |
Olay, 12 Haziran 2025 tarihinde saat 01.00 sıralarında Talas İlçesi Mevlana Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre M.C. ile evlenen Uzman Çavuş Ümit Canpolat eve geldikten kısa süre sonra silah sesi duyuldu. İhbar üzerine olay yerine polis ve ambulans ekipleri sevk edildi. Ambulansla Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan Ümit Canpolat hayatını kaybetti. Talihsiz gencin hayatını kaybetmesi sonucu ailesi gelinleri M.C.’den şikayetçi oldu. Ümit’in ölümü şüpheli bulunarak eşi M.C. hakkında dava açıldı. Davanın ikinci duruşmasına tutuksuz sanık M.C., olayda hayatını kaybeden Ümit Canpolat’ın müşteki olan annesi, babası ve kardeşleri ile taraf avukatları katıldı.
ÜMİT’İN ANNESİ MÜŞTEKİ: TARLAYI EVLE TAKAS İÇİN SATTIM
Üç tanık dinlendikten sonra Ümit’in ağabeyi söz alarak, “Önceki ifadelerimi tekrar ederim. Sanık çelişkili ifadeler veriyor. Sanık kardeşimi tehdit etmiştir. Kardeşleriyle birlikte kardeşime aşağılayıcı ifadelerle hakaret ediyorlar. Ailemize tehdit söz konusu. Kardeşime sandalye ile vurulmuş” dedi. Babası ise, “Diyeceğim bir şey yok. Cezalandırılmasını istiyorum” diye belirtti. Olayda hayatını kaybeden Ümit’in müşteki olan annesi mahkemede, “Oğlumu nasıl öldürdüyse anlatacak. Bu telefon nasıl kırıldı, bunu anlatacak. Düğündeki boş kovanı getirmiş. Oğlumun kanlı gömleğini bana verecek. Benim oğlum öldüyse yakınlarını neden çağırdı? Neden önce ambulansa değil de yakınlarına haber verdi? Bu olayı anlaşmalı yaptılar. Benim oğlum izine gelince kardeşleriyle pusu kurdu. Oğlum ‘anlaşmalı evleneceğiz, anlaşmalı boşanacağız’ dedi. Polisler şampuan kokusu alıyor da o halıyı neden çöpe atıyorlar? Şerit çekmiyorlar. İntihar etti diye tutanak tutuyorlar. Apartmanda da bir ajan var. Geldiğimde hep bunlara haber vermişler. Avukatına sormak istiyorum: İçeride kavga olmadı da o 2 kapı nasıl kırıldı, sandalye nasıl kırıldı? Zehirleseydi, beni öldürseydi, oğluma dokunmasaydı. Ben kumar için ev satmadım. Ev ile arsa arasında takas yaptım” dedi. Müşteki avukatlar ise, “Eksik yapılmış bir sorgulama mevcut. Olay Yeri İnceleme tam çalışmamış. Örneğin bir intihar vakasında baş ve elinde nasıl svap olmaz? Silah nasıl elinde sıkı şekilde durur? Ümit, sanığın babası ve yakınları tarafından tehdit edilmiştir. El marifetiyle kırılması mümkün olmayan cep telefonunun kesik olması cinayet iddiamızı ispat niteliğindedir. Soruşturma çok kötü yapılmış. Birisi başından vurulmuş ama savcımız oraya gelmiyor. Sonra olay mahallinde temizleme işlemi var. Burada görevi ihmal var. İntihar diyemiyorsak bir can gitmiş. Aralarında husumet var. Polisler de görevi kötüye kullanmıştır. Cinayetin fiilen işlendiğine dair somut deliller var. Telefonda parmak izi çıkmıyor. İntihar diyebilecek bir durum değil. Bilirkişi raporu ile Olay Yeri İnceleme raporu uyuşmuyor. Adli Tıp Kurulundan mermi çıkış izi, kan ve doku konularında detaylı bir rapor alınmasını istiyoruz” dedi.
Savcı, sanığın ‘kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etti.
SANIK M.C.: BENİM SUÇSUZ OLDUĞUMU AİLESİ DE BİLİYOR
Geniş güvenlik önlemi alınan mahkemede konuşan tutuksuz sanık, “Evin içinde kavga çıkmadı. Kapı önünde evin anahtarını unuttuğu için tartıştık. Ben Ümit’in maaş kartını almadım. Kendisi buraya geldiğinde ATM’den de para çekmişti, hesabına da para göndermiştim. Ben bir şey yapmadım. Bunu kendileri de biliyor. Benim öldüremeyeceğim ve zarar veremeyeceğim aşikar. Silah olduğu yerde dursaydı her şey üstünde kalırdı. Ben telefonumdan bir şey silmedim” dedi.
Sanık avukatı ise, “Müvekkilim ‘ben öldürdüm’ dese bile bu mümkün değildir. Müvekkilimle maktul arasında 20 santim var. Müvekkilimin ayağının altına tabure koyması, Ümit’in de esas duruşta olması gerekiyordu” dedi. Mahkeme heyeti sanığın beraatine karar verdi.