Bugun...

Eğitim-Sen: Yeni Eğitim Öğretim Dönemi Sancılı Başladı

2019-2020 eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte yeni döneme ilişkin görüşlerine açıklayan Eğitim-Sen Kayseri Şube Başkanı Zeynep Vural, “Geçtiğimiz yıllardaki sorun ve eksiklerde hiçbir iyileşme ve ilerlemeye rastlayamayacağımız bu ‘yeni’ eğitim ve öğretim yılı bir anlamda pek de yeni sayılamaz” dedi.
facebook-paylas
 Tarih: 12-09-2019 12:09:18

Eğitim-Sen: Yeni Eğitim Öğretim Dönemi Sancılı Başladı

Eğitim-Sen Kayseri Şube Başkanı Zeynep Vural, yeni eğitim-öğretim dönemi öncesi eğitim camiasındaki giderilmesi gereken eksikliklerin giderilmeden yeni döneme merhaba denmiş olmasının doğuracağı sıkıntılara dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.

 

Her alanda olduğu gibi eğitim alanında eşitsizliklerin olduğunu hatırlatan Vural, değerlendirmesinde şu sözlere yer verdi:

2019-2020 eğitim ve öğretim yılı; okullardaki fiziki ve altyapı donanım eksikliklerine, kalabalık sınıflara, gün geçtikçe gericileşen eğitim sistemine, hiçbir sorunu çözülmemiş öğretmenlere rağmen 9 Eylül 2019 tarihinde başlamış bulunmaktadır. Ancak, geçtiğimiz yıllardaki sorun ve eksiklerde hiçbir iyileşme ve ilerlemeye rastlayamayacağımız bu “yeni” eğitim ve öğretim yılı bir anlamda pek de yeni sayılamaz. Zira yeniliği yaş alan çocuklardan ve değişen tarihten doğru kuramayız. Ne zaman ki eğitimde fırsat eşitliği sağlanır, öğrencilerin ve öğretmenlerin sorunları çözülür, eğitim kurumları laik ve bilimsel birer kurum halini alır ve eğitim ücretsiz ve ulaşılabilir olur, bizler işte o gün “yenilikten” söz edebiliriz. Bütün bu koşulların sağlanmadığı her yıl, ancak ve ancak bir önceki yılın tekrarı olacaktır.

Eğitimdeki boşluklar ve sorunlar toplumların yapılanmasındaki ve geleceklerindeki boşluklar ve sorunlardır. Cinsiyet eşitsizliklerinin, istismarın, dogmatik öğretilerin, torpilin ve şiddettin kol gezdiği hatta yönlendirdiği okullar, gelecekte bütün bu sorunları içselleştirmiş ve kanıksamış bir toplum yaratacaktır. Pek tabii, kindar nesiller böyle yetiştirilir. Öte yandan, cemaat ve hoca öğretileri eğitim kurumlarından daha öncelikli bir hâl almış ve birinci görevi eğitim hakkını sağlamak olan devlet, bu büyük sorumluluğu yetkin olmayan kişi ve kurumların eline bile isteğe bırakmıştır. Bu kurumlar esas olarak okulları kapatıldığı için eğitim hakkından mahrum kalan köy çocuklarını ve yoksul aileleri hedef almaktadırlar. Özellikle lise sınavında istedikleri sonuçları alamayan çocuklara dayatılan meslek lisesi ya da imam hatip dilemması her öğrencinin istediği okulda eğitim alma hakkının yok sayılmasıdır. Dini ve kutuplaştırıcı eğitim ve işverenlerce ucuz işgücü olarak kullanılma arasında tercih yaptırılmak zorunda bırakılan bu çocuklar için pek tabii eğitim bir tercih olmaktan çıkarılmıştır. Herkese eşit ve parasız eğitim ilkesi ve kamusal eğitim anlayışı terk edilerek, benimsenen piyasacı eğitim politikaları, eğitim hizmetinin bedelinin hizmetten yararlananlar tarafından ödenmesini sağlamıştır. Öğrenci ve velilerin bu şekilde müşteri haline getirilmesi toplumdaki sınıf farklarını daha da belirgin hale getirmiştir. Ekonomik kriz nedeniyle eğitim masraflarının insanın boyunu aşması ise geniş bir yelpazede velileri zorlamaktadır.

Tüm öğrencilerimizin eşit, ulaşılabilir, nitelikli, ücretsiz eğitimden yararlanmasını sağlayacak bütçe planlaması yapmak MEB’in sorumluluğudur. Öğrencilerimizi çırak olmaya özendiren politikalardan vazgeçilmelidir. Yargı kararları uygulanmalı; diyanet, dini vakıf ve derneklerle yapılan protokoller sonlandırılmalıdır. MEB öğrencilerin taleplerini toplamalı, okul gereksinimlerini belirlemeli ve bu gereksinimi karşılayacak önlemleri “her öğrencinin istediği okulda eğitim alma hakkı vardır” ilkesini gözeterek hayata geçirmelidir.

Madalyonun öteki yüzü; öğretmenlerin başarılı ve başarısız olarak ayrıştırılması, okul müdürlerince performans denetimine tabii tutulması, hukuksuzca ihraç edilmesi, ataması yapılmayan öğretmenlere dalga geçer gibi “öğretmenlikten başka meslekler düşünün siz de canım” denilmesidir.  Ataması yapılmayan öğretmen sayısının 700,000’e ulaştığı, birçok öğretmenin güvencesiz olarak sözleşmeli ya da ücretli olarak çalıştığı, öğretmen üzerindeki baskının ve mobbingin tırmandığı bir tabloda biraz önce de bahsettiğimiz gibi hiçbir yenilikten söz edemeyiz. Sözleşmeli, ücretli, güvencesiz çalışma biçimlerine ve mülakat uygulamalarına acilen son verilmelidir. Öğretmen statüsü, çalışma koşulları, hakları, işe alım ve istihdam biçimine kadar her konuda öğretmenlerin söz ve karar hakkı gözetilmelidir. Hukuksuz ihraç edilen arkadaşlarımız hâlâ birer MEB çalışanıdır ve MEB eğitim emekçilerine sahip çıkmalı, yaşanılan mağduriyetlere ilişkin sorumluluklarını yerine getirmelidir.


  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER EĞİTİM Haberleri
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
  HAVA DURUMU
  HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar
  NAMAZ VAKİTLERİ
nöbetçi eczaneler
  HABER ARA
YUKARI YUKARI