Bugun...

Diyanet'den hiyanete nasıl evrildik...

 Tarih: 04-05-2020 12:51:00  -   Güncelleme: 04-05-2020 12:52:00
Orhan Karakoçluoğlu

Eğer amaç siyaseti islamlaştırmak ise tartışma konusu başkadır. İslam'ı siyasallaştırmak ise tartışma konusu bir başkadır.

Aradaki fark nedir, diye sorulacak olur ise...

 

1-) Siyaseti islamlaştırmak siyasetin merkezine İslam'ı koyup, İslam yörüngesinde siyaset yapmaktır, ki daha sonra İslam içinde farklılaşmayı beraberinde getirecektir.

Bu durum geçmişte olduğu gibi mezhepler, tarikatlar, cemaatlar ortaya çıkarır, Sünni ve Şii kavgaları inanç başkalaşmaları yaşanır. Yaygın mezhep kendinden olmayanları zamanla din dışı ilan ederek din ve inananlar açısından son derece istenmeyen sonuçları beraberinde getirir. 

Birbirlerinin camisine gitmez, kutsallarına saygı duymaz hale gelir. Fırkalara yani gruplara bölünmeyin ilahi tavsiyesi hiçe sayılır.

Bu konu din bilimcilerin konusudur. Çok fazla girmeyi doğru bulmuyorum. Ayrıca yazımızın da konusu değildir...

Gelelim yazımızın naçizane konusuna.

 

2-) İslam'ı siyasallaştırmak ;

Her türlü çıkar ve menfaat uğruna tüm kutsalları kullanarak dejenere eder. Zamanla ideolojik ve inançsal bir sapkınlık yaratır...

Örneğin;
Birileri çıkıp bir fani için "Allah'ın tüm sıfatlarını üzerinde toplamıştır" diyebilir, ki demiştir.

 

Yada başka bir ikbal perest de kalkıp aynı fani için "Kur'an'ın eksiklerini tamamlamak üzere gelmiştir" diyebilir ki, demiştir. 

Benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür ama şirk'e sebep gösterilen o fani de, aşılmış olan had noktalarını daha da aşarak " gazabımız rahmetimizden büyüktür" bile diyebilir ki, demiştir de.

 

Her türlü yalan, inkar, iftira, kumpas, karalama kampanyası siyasal huy haline dönüşür. 

Kendi kirlendiği gibi diğer görüşleri de kirletmeye çalışır. Hazımsızlaşır, gözü ahlakı görmez hale gelir.

Dine duyulan hassasiyet, daha sonraki yıllarda menfaate evrilerek kindarlaşır ve günümüz Türkiye'sinin siyasal manzarası haline gelir. 

 

Kendinden olmayanı bölücü, terörist, hain ilan ederek tek başına kalmayı hedefler. Tek adam olarak hükmetmek emeli olur. 

Zaman içerisinde bu faninin bazı zayıf karekterli rakipleri dahi ufak menfaatları için saf değiştirip bu büyük yanlışın ortağı olarak iktidarın yedek lastiği olurlar...

Dinin tüm hümanist motifleri ve ahlaki değerleri iktidar olmak için kullanılır, iktidar olduktan sonra ise iktidarda kalmak için tüm bu değerler sapıklık derecesinde rencide edilir,

Tüm dünya toplumların üzerine titrediği, tüm gelecek planlarını üzerine yaptığı çocuklara tecavüz edilirken, sırf belli tarikatlar ile ilişkiler bozulmasın diye üç maymun taklidi yapılarak, iğrenclikleri meşruiyet altına almak için mecliste yasa önerisi bile verilmiştir...

 

Daha sonra laik sistemde söz söyleme hakkı olmayan diyanet işleri başkanı siyasal belirleyici bir role büründürülerek siyasal bir aktör yapılmıştır.

Diyanet işleri başkanı dini ihtiyaçların aksamadan yerine getirilmek üzere düzenlemeler yapan bir kurumun başkanıdır. Yani bir bürokratdır. Yani din adamı değildir. Yani bir siyasi hiç değildir.

 

Din adamları akademisyenlerdir. 

Diyanet işleri işine gelen veya siyaset kurumu tarafından istenilen fetvaları verme makamı da değildir... 

Örneğin son çıkışlarında olduğu gibi faizi masumlaştırma çabası hiç dine uygun olabilir mi, elbette olamaz. 

Yada tıbbi bir problem olarak görülen cinsiyeti dışında başka bir cinsiyet tercihi yani eşcinsel, lezbiyen, gey vb eğilimler içinde olan insanları ötekileştirmek diyanet işleri başkanının hiç de vazifesi değildir. 

Diyanet işleri başkanı kendine vazife arıyor ise, merdiven altında kayıtsız kuran kurslarının yurtlarında tecavüze uğrayan çocuklar ile ilgili lanetleme görevini yerine getirmelidir.

 

Fuhuş ile ilgili fetvalar sarf ederken neden acaba bu fuhuş işletmelerinin verdiği vergilerin kendi maaşına bulaşmasına itiraz etmez.

Buna rağmen;

Diyanet işleri başkanlığı son derece değerli ve önemli bir kurumdur. 

Kapatılmasını savunmak doğru değildir, ama çok ciddi reformlara ihtiyaç duymaktadır. 

Diyanet Atatürk'ün kurduğu ve kefen parasını kuvvayi milliye ye bağışlayan Börekçi Zade Rıfat Efendi'nin ilk başkanlığını yaptığı bir cumhuriyet kurumudur. 

Rıfat Börekçi Zade, Şeyhül İslam'ın Kuvvayı Milliyeye karşı "dini İslam'a aykırıdır" fetvalarına karşı fetvalar vererek ve Anadolu'daki diğer vilayet müftülerinin de desteğini alarak kara taassuba karşı direnen bir cumhuriyet kahramanıdır. 

 

Şükran ve hayranlık duygularım ile Selam olsun şu mübarek günde Börekçi Zade Rıfat efendilere...

Orhan Karakoçluoğlu
Kocasinan Belediye Meclis Üyesi

  Bu yazı 715 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI