İstanbul escort escort bayan escort istanbul adalar escort anadolu yakası escort anal escort arnavutköy escort atakent escort ataköy escort ataşehir escort avcılar escort avrupa yakası escort bağcılar escort bahçelievler escort bahçeşehir escort bayrampaşa escort beşiktaş escort beykent escort beykoz escort beylikdüzü escort beyoğlu escort bostancı escort büyükçekmece escort çapa escort çatalca escort çekmeköy escort erenköy escort etiler escort eyüp escort fatih escort fenerbahçe escort florya escort fulya escort gaziosmanpaşa escort gecelik escort göztepe escort grup escort gülbağ escort güngören escort halkalı escort haramidere escort hasanpaşa escort ikitelli escort iranlı escort ıspartakule escort istanbul masaj salonu masöz bayan japon escort kadıköy escort kağıthane escort kartal escort kayaşehir escort kızıltoprak escort küçükçekmece escort küçükyalı escort kurtköy escort mahmutbey escort maltepe escort merter escort nişantaşı escort ortaköy escort osmanbey escort pendik escort rus escort sahibe escort sancaktepe escort sarıyer escort şerifali escort şile escort silivri escort şirinevler escort şişli escort şişli masöz suadiye escort sultanbeyli escort sultangazi escort taksim escort topkapı escort türbanlı escort tuzla escort ümraniye escort üsküdar escort zenci escort zeytinburnuescort izmit escort porno izleeskort seks hikayesi hd porn
ocianews.com 50 tl deneme bonusu veren bahis siteleri bahis siteleri
Bugun...

Şimdi Demokratik Sosyalizm Zamanıdır

 Tarih: 24-04-2022 14:15:00
Orhan Karakoçluoğlu

Vakit sosyal demokrasi vaktidir.

Değerli dostlarım; Neo liberal politikalar ülkemiz insanlarını artık en üst düzeyde sömürüyor, sömürü ile de kalmayıp resmen kanunların da dışına çıkarak soymaktadır.

Vergiler ile zar zor bir araya getirilen kamu kaynakları bir avuç mutlu azınlık tarafından haksız ve usulsüz bir özgüven ile hortumlanıyor.

Kapitalizm artık vahşi boyutuna geçerek sınır ve ahlak tanımaz bir ölçüde, hem insanlarımızın emeklerini hem de kamu kaynaklarını pervasızca sömürmektedir.

 

Öncelikle örneklersek;

Ülkenin kağıt fabrikaları bir sömürücüye satılıyor. Alan sömürücü ilk iş olarak fabrika sahasında bulunan tomrukları satıyor, sonra fabrikanın makinalarını satıyor, sonra fabrikaya ait trafolar, kablolar, çatılar, çelik konstrüksiyonlar satılıyor. En sonunda ise fabrikanın arazisi satılıyor.

 

Fabrikayı aldığı rakamın yaklaşık on kat fazlasına bu işlemler yapılıyor. Peki bu kadar kar bu yandaşı keser mi, elbet kesmez, o artık bir yol buldu ve oradan devam etmesi gerekmektedir.

Aynı adamdan ülkenin kağıt ihtiyacını karşılamak üzere bu sefer kağıt ithal edip piyasaya satıyor.

Bu marifetli adam sonuçta ülkeye habire kağıt ithal edip, piyasaya surerek servetine servet katarken, okullarda defter, kitap- basında gazete, dergi maliyetleri ve tüm kağıt maliyetleri olağan üstü bir şekilde artıyor.

 

SEKA örneği elbette tek örnek değildir.

Aynı şekilde TEKEL özelleştirilmesinde benzer bir durum ile karşılaştık, tütün ihraç ederken artık sigara ithal ediyoruz, hem de TEKEL sigara fabrikalarını alan adamlar bize artık yabancı sigaraları satıyor.

Bitti mi soygun, hayır. Türkiye azot sanayi GÜBRE TAŞ satılıp gübre yine yurt dışından getiriliyor. Maliyet artıyor gıda fiyatları artıyor. GÜBRE TAŞ'ı kim aldı, tabiki bugün Türkiye'ye gübre ithal eden çevreler aldı. Şaşırıyor muyuz, elbette hayır.

 

Peki, şeker fabrikaları da böyle olmadı mı?

Bize mısır şurubu satan adamların ticareti büyüsün diye binlerce fabrika çalışanının, yüzbinlere pancar çiftçisinin ekmeği ile oynanmadı mı?

 

Et ve Balık Kurumu kombinaları da böyle yapılarak hayvancılık bitirilmedi mi?

Sümer fabrikaları aynı sonu yaşamadı mı? Sonuçta pamuk ve tekstil ürünlerinde dışarıya bağımlı olmadık mı?

Askeri dikim evleri satılıp arazileri konut ya da ticari arsalara çevrilmedi mi? 

Mehmetçiğin kışlık kıyafet ve malzemeleri yetersiz kaldığı için Sarıkamış faciasından sonra ilk defa askerlerimiz doğuda donarak can vermedi mi?

Elektrik şirketleri yandaşlar servetlerine servet katsın diye özelleştirilmedi mi?

Devlet ürettiği elektiriği 35 kuruşa özel sektöre satıp onlarında elektiriği 4-5-6 kat fiyatlara konutlara ticarethanelere fabrikalara ve çiftçilere satılmasına olanak sağlanmadı mı?

Özel sektör aldığı elektirik şirketlerde alt ve üst yapı yenileme çalışması yapmayıp gelen paraları doğrudan cukkaya indirmedi mi?

Isparta sırf o yüzden bir hafta karanlıkta kalmadı mı?

Son bir yılda 4 milyon abone elektrik faturasını ödeyemediği için elektriği kesilmedi mi?

 

Ve gelelim yazımın başında ki başlığımıza;

Şimdi demokratik sosyalizm zamanıdır.

Vakit sosyal demokrasi vakti.

Su, elektrik, ısınma amaçlı doğal gaz - kömür, gıda, eğitim, sağlık, barınma, gibi insani temel gereksinimler en alt gelir durumundaki insanların da ulaşabileceği seviyede ve hatta ücretsiz olmalıdır. 

Yani anayasanın giriş bölümünde tanımlanan sosyal devlet ilkesine bu temel gereksinimleri uyarlamak zorundayız.

Halkın çalışma ve sosyal güvenlik hakkı, haber alma özgürlüğü anayasal güvence altına alınması ve bir daha asla sarsılmaması gerekmektedir.

Sosyal güvenliğin yanı sıra, aile sigortası ve sosyal politikalar eksiksiz, kesintisiz uygulanmalıdır.

Kapitalistlerin, köprü, tünel, yol hastane müşteri garantisi aldığı gibi;

 Çiftçi de ofisler ve kooperatifler aracılığıyla ürün alım garantisi ve ekimden önce ürün taban fiyat garantisi belirlenmesi sürdürülebilir sosyal tarım politikasının bir gereğidir.

Hiç bir mal ve hizmetin kendinden büyük vergileri olmaz. Halkımız enayi değil, Türkiye de yağma hasanın böreği hiç değildir.

 

Devlet planlama teşkilatı ve hazine müsteşarlığı yeniden sosyal devlet ilkeleri ışığında yapılandırılarak yaşama döndürülmesi gerekmektedir.

Kapitalizm ve neoliberal politikalar özellikle son 20 yılda halkımızı çok fena ezip mağdur etti.

Halkımız geçimini idame ettirme noktasında tarihin en zor dönemlerini yaşıyor. İşsizlik en yüksek oranlara ulaşmış durumdadır.

Sadece 3.5 milyon çiftçi çiftçilikten vaz geçip bir asgari ücrete bir sigortaya şehirlere göç etmiştir.

İş talebine son on yılda adeta ülkemizi istila eden mültecilerin de girmesi sonucu çalışma hayatında 3 milyon mülteci insanımızın işsiz kalmasını sağlamıştır.

 

Mevcut iktidar 20 yılda fabrikalar açmak bir yana mevcut fabrikaları yukarıda saydığım gibi kapatmış ve uyguladığı faiz ve döviz politikaları ile yatırımlara meydan bırakmayarak yeni istihdama da engel olmuştur.

İşsizlik 12.5 milyon seviyesinde gelirken bu 12.5 milyon işsizliğin 3.5 milyonu ciftciliği bırakan eski çiftçi ve 3 milyonu ise mültecilerin kaçak ve ucuz iş gücü neticesinde ortaya çıkan işsizliktir.

Hal böyle olunca asgari ücret yaygın ücret haline gelerek çalışanları fitreye ve sadakaya muhtaç hale getirmiştir.

Gülmeyi unutan yarınlardan umudunu kesen, böyle gelmiş böyle gider diyen halkımızın, yurt dışına gitmeyi tek çözüm gören gençlerimizin tek çaresi sosyal demokrat politikalar ile demokratik sosyalist kalkınma ve istihdam hamleleridir.

Atatürk cumhuriyetine yakışan cumhuriyetin hukukun üstünlüğü temelinde insani gelişmişlik ve refah toplumu olmaktır. Türkiye bir Norveç, İsveç, İsviçrenin kaynaklarından daha zengin kaynaklara sahiptir, olmayan sadece sosyal demokrasidir...

  Bu yazı 1428 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI