Bugun...

Hacılar Yolunda Ki O Ölüm Virajları!

 Tarih: 03-09-2019 13:15:00
Recep Bulut

O geceyi hiç unutamam… Erciyes’e kayak yapmak için Niğde Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Okulu’ndan gelen öğrenciler, Erciyes’ten Hisarcık yolu üzerinden inerken Erenler Caddesi’nde ki o keskin viraja geldiğinde virajı alamayan otobüs elektrik diğerine çarparak yolun sağında ki kulübeye yuvarlanmış ve otobüste bulunan 11 öğrenci hayatını kaybetmişti… Kaza yeri Hacılar Yolu Erenler Caddesi…Tarih 23 Aralık 2013’ü gösteriyordu…Aradan yaklaşık 6 yıl geçti…Pazar günü öğleden sonra yine aynı güzergâh da benzer bir kaza haberi geldi…Bu sefer Erciyes’ten inen KASKİ’ye ait bir vidanjör aynı güzergahdan inerken tam da virajı döneceği sırada freni tutmayınca yolun sağında ki eski yığma bir evin içine daldı…Kazada vidanjörü kullanan Ahmet Altıparmakve yanında oturan Ahmet Karaçam ve Ali Suna ile vidanjörün girdiği evde oturan Fatma Abravcı hayatını kaybetti…Ajanslardan geçen haberlerde, Erciyes’ten inen vidanjörün fireni patlayınca virajı alamayarak bir eve daldığını beyan ediyor…

 


Gerçekte böyle bir durum sözkonusu olabilir mi diye işin uzmanlarına sordum, soruşturdum…Gerçekten bir aracın freni patlar mı, patlamaz mı diye! Görüştüğüm ustalar, fren patlaması diye bir şeyin sözkonusu olamayacağını
beyan ettiler…Derler ki, “Eğer ağır tonajlı ya da büyük araçlar özellikle keskin virajlı olan yüksek dağ ve benzer yerlerden inerken sürücüleri sürekli frene bastığı için bir süre sonra balata ısınır ve fren de tutmaz, adeta kazık gibi olur ve o araç virajları dönmekte zorlanır, çok süratli ise sürücü en uy gun bir engeli gözüne kestirerek ona çarparak
durabilir. Bir de araçların fren balataları boşalmış olabilir. Butür durumlar ani olan vakalardır ama çok ender vakalardır. Ama genellikle ağır tonajlı ve büyük araçlar keskin virajları olan Dağ ve benzer yerlerden inerken sürücü sürekli frene bastığı için fren şişer ve artık işlevini yerine getirmez olur ve sonuçta butür kazalar olur. Yoksa
fren patladı falan filan demek doğru bir ifade olmaz” diyorlar. 23 Aralık 2013 tarihinde yine aynı Erciyes Dağı’ndan Hacılar güzergâhı Erenler Caddesi’nden inerken Mezarlık mevkiine gelindiğinde benzer bir durum yaşanmıştı. Tabii o kaza da öğrencileri taşıyan o otobüsünde çok eksiklilerinin olduğu da ortaya çıkmış, kışlık lastik yerine yazlık lastikle yola çıktığı, muayenesinin eksik olduğu ve korsan olduğu gibi tali sebepler de ortaya çıkmıştı…Bu saydıklarımız kazaya sebebiyet veren diğer eksiklikler. Ama esas sıkıntı Erciyes Dağı’ndan Hacılar Yol ayrımından başlayarak Erenler Caddesi’nden devam eden ve birden fazla keskin virajları olan hatalı ve tehlikeli yol
güzergâhı…Pazar günü meydana gelen kaza yeri ile 23 Aralık 2013’te meydana gelen ve 11 öğrencinin hayatını kaybettiği kaza yeri arasında 200-300 metre ya var ya yok…Sorun aynı sorun…Dik ve keskin virajları olan Erenler Caddesi’ne Erciyes Dağı’ndan inen vidanjör sürücüsünün bir ayağı sürekli firen de diğer ayağı da depriajda seyrediyor, en keskin yere geldiğinde hızını düşürmek için firene yükleniyor ama balataların ısınması nedeniyle fren şişmiş, kazık gibi olmuş ve tutmuyor…Sürücü son çare olarak (muhtemelen) direksiyonu en az hasarla atlatabileceğine inandığı yolun sağında ki yığma eve dalıyor…Sonuç? Sonuç da vidanjör de bulunan üç kişi ve daldıkları evde de oturan bir kişi olmak üzere dört kişi hayatını kaybediyor…Hadi şimdi oturun kaza raporunu hazırlayın bakalım…Kaza yapan araçtan kalanlar Hacılar’da ki Kum Deposuna götürüldü…Kaza Kırım Raporu hazırlanacak…Elde edilen verilen (Netür veriler varsa artık!) ve varsa kazayı görenlerin ifadesinden yola çıkılarak bir kaza raporu hazırlanacak elbette…Vidanjör sürücüsüne 8’de kaç kusur yükleyeceksiniz? Araçtan kaynaklanan teknik bir arıza var mı yok mu tespit edilebilir mi bilmiyorum… Peki ya yol güzergâhına ne demeli? Kaçta kaç kusur yüklenmeli? Daha önce acı bir şekilde tecrübe edilmiş hatalı yola kaç kusur yükleyeceksiniz? KASKİ yetkilileriyle görüşen Karayolları Bölge Müdürlüğü yetkilileriyle, özellikle 23 Aralık 2013’te meydana gelen ve 11 öğrencinin ölümüyle sonuçlanan o feci kazadan sonra Erciyes Hacılar Yol ayrımından başlayarak, Hacılar girişine kadar boydan boya sözkonusu güzergâh üzerinde yüzde 30 oranında diğer yol güzergâhlarına oranla uyarı levha, tabela ve benzer işaretleri arttırdıklarını beyan etmişler…Hariçten edindiğim bir bilgiye göre Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ta 11 öğrencinin hayatını kaybettiği o kazadan sonra Melikgazi Belediye Başkanı sıfatıyla Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne sözkonusu yol güzergâhı üzerinde gerekli tedbirlerin ve iyileştirmelerin yapılması için resmi yazı yazdığını bu son kazadan sonra Vali Şehmus Günaydın’a söylemiş…Karayolları Bölge Müdürlüğü, bu uyarılardan sonra yukarı da zikrettiğim gibi sözkonusu yol güzergâhı üzerinde uyarı levha, tabela ve benzer işaretleri koymaktan öte bir şey yapmış mı bilemiyoruz? Karayolları yetkilileri KASKİ yetkililerine virajların çok keskin olmadığı yönünde beyanlar da bulunmuş! Bin 50’den bin 350’lere kadar yüzde 8’lik bir eğim azaltılmış… Bu kurtarır mı bilemiyorum! Aslında edindiğim bilgilerden çıkan sonuca göre, Erciyes Yol ayrımından başlayıp Hacılar’ın içine kadar gelen yolunda bir şekilde tıpkı Erciyes-Kayseri güzergâhı gibi çift yol, yani otobana dönüştürülmesi ve varyantlar yapılması gerektiği kanaatindeyim… Bundan öte o yollarda gelebilecek kazaların önünü kesmek mümkün değil gibi görünüyor…Bakalım Kaza Kırım ekibi nasıl bir rapor verecek? Daha sonra Bilirkişi heyeti nasıl yorum yapacak onları beklemekte yarar var…Ama bilinen ve kaba gözle görünen o ki Erciyes’ten Hacılar’a inen o kavisli yol tehlikeli bir yol…Önlem alınmaz ve o yol bu haliyle kullanılacak olursa daha çoook benzer ölümlü kazalara tanık olacak ve birçok vatandaşımız hayatını kaybedecek… Hem araç içinde seyredenler hem de o yol güzergâhının sağında ya da solunda oturan Hacılarlılar…Hatırlatması bizden….

 

 

TARIM ZİRVESİNDE HEM PROTOKOL HEM DE İPARD KRİZİ YAŞANDI!

Haftasonu Kayseri’de “Tarım Zirvesi” vardı…Tarım Bakan Yardımcısı hemşerimiz Mustafa Aksu beraberinde Genel Müdürünü de getirerek adeta Kayseri’ye çıkarma yaptı…Kayseri’nin tarımda ki yeri ve sorunları uzun uzadıya konuşuldu…Ticaret Odası’nda yapılan zirve toplantısında İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin’in verdiği rakamlar son derece dikkat çekici. Sayın Şahin diyor ki, "Kayseri dışarıdan bakıldığında bir sanayi şehri olarak
tanımlansa da gerçek anlamda tam bir tarım ve hayvancılık kentidir. Bitkisel üretimde kabak çekirdeğinde ilk sırada yer almaktayız, çilek fidesi üretiminin yüzde 60’ı ilimizden gerçekleşmektedir ve çerezlik ay çekirdeğinde 2. Sırada
Kayserimiz yer almaktadır. Şeker pancarı ve arpa üretiminde 4. sıradayız. Elma üretiminde 7. ve buğday üretiminde 16. sıradayız. Biz ülkemizin yavru alabalık ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyoruz ve bunu aynı zamanda ülkenin
çeşitli noktalarına gönderiyoruz ve oradan da yurtdışına ihraç ediliyor. Ülkemizde tüketilen her 3 yumurtadan 1’i ilimizden ihraç edilmektedir. Tarımı olmayan ülkelerin balkonsuz eve benzeyeceğini belirten Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu da, "Her seferinde ifade ettiğimiz gibi, bir devlet için gıda ve tarım ihtiyacı önümüzdeki süreçte savunma sanayiden daha da önemli bir hal alacağını ifade etmek isterim. Dünyayı doyuran ülkenin dünyanın lider ülkesi olacağını çok net bir şekilde göreceğiz. Şu da bir gerçek ki, tarımı olmayan ülkeler balkonsuz eve benzeyecekler. Bir şey eksik olacak ve bir şeyi gidermek için, bir başka ülkeye, bir başkasına ihtiyaç duymak zorunda kalacak" dedi. Bunlar önemli tespitler…MHP Milletvekili Baki Ersoy’dan bu verilere apayrı bir ivme katacak bir öneri geldi…Ersoy diyor ki, "Türkiye genelinde 42 İl IPARD’dan faydalanıyor niye Kayseri faydalanmasın, üstelik
Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğünde ki tarıma yönelik yapılan yatırımlar var" dedi… Baki Ersoy’un IPARD örneğini dile getirmesinden sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın sözleri bir hayli şaşırtıcıydı…Büyükkılıç'ın, “IPARD dediğiniz bu şeyin iyi mi yoksa kötü mü ne olduğunu bilmiyoruz” demesi
bir hayli şaşkınlık yarattı…IPARD, Avrupa Birliği (AB) tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla oluşturulan katılım öncesi yardım aracının yaniİngilizce tabiriyle “Instrument for Pre-Accession
Assistance” IPA Kırsal Kalkına birleşenidir… Bu proje sayesinde yüzde 70’leri bulan bir destek sağlanabilecek…
MHP Milletvekili Baki Ersoy’da Kayseri için 500 milyon TL gibi bir katkının sağlanabileceğini belirtiyor… Büyükşehir Belediye Başkanının butür bir projeden haberdar olmaması düşünülemez…Bu konu da Başkan Büyükkılıç ile MHP Milletvekili Baki Ersoy arasında bir polemik yaşandı…Zaten programın başında MHP milletvekili Ersoy'un kürsüden konuşturulup konuşturulmayacağına ilişkin kısa bir kriz de yaşandı. Vali Şehmus Günaydın'ın, "Sayın vekilde konuşsun. Elbette konuşacak" demesi üzerine bu krizde geçiştirilmişti. Esas tartışma protokol sıralamasında
yaşandı…Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız Mustafa Aksu, en son protokol konuşmasını kendisinin
yapacağı yönüne haber göndermiş…Buna Vali Şehmus Günaydın evsahibi sıfatıyla kendisinin yapması gerektiği cevabını vermiş…Tartışmaya eski Bakan Taner Yıldız’da müdahil olarak, “Bize protokol esaslarını hatırlatmak zorunda bırakmasın!” demiş! Sunucu iki heyet arasında epey gidip-gelmiş…Yani anlayacağınız cumartesi günü Ticaret Odası’nda yapılan 'Tarım Zirvesi’nde içten içe epeyi bir çekişme yaşanmış…

  Bu yazı 338 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI