Bugun...

Barolar Bölünüyor, Kıdem Tazminatı Kaldırılıyor (mu)?

 Tarih: 01-07-2020 17:04:00
Yakup Aslandoğan

İktidarın salgın dönemi devam ederken halk sağlığı ve tüm ezilen mağdur edilen emekçileri düşünecek politikalar geliştirmesi beklenirken başka meselelere de el atması birçok kesimi şaşırtıyor olabilir.

Ama halkın gerçek çıkarları mı yoksa temsil ettiği kesimlerin çıkarı mı soruları sorulduğunda esas cevaplar da netleşiyor. Hem salgın dönemi hem de başka dönemler yakından incelendiğinde yönetenlerin oy aldığı emekçileri, halkı düşünmediği görülecektir. Teşvikler açıklandığında ve hangi kesimlerin yararlandığı incelendiğinde bile bu saf gerçek daha iyi görülecektir. Örneğin salgın boyunca açıklanan “destek” paketlerinin sadece % 8 civarı işçi ve emekçilere gitmiş. Geri kalanlar ise sadece şirketlere, büyük finans çevrelerine (kapitalist şirketlere) vb akıtılmış.

 

Bunlar yetmezmiş gibi şimdi de işçilerin işgüvencesi olan, yıpranma payı olarak biriken ve geleceğini ekonomik anlamda tamamıyla olmasa bile rahatlatacak KIDEM TAZMİNATINA göz dikilmiş durumda. Verilen teşviklerin acısını maliyetini yine biz işçi ve emekçilerden çıkarmanın planı yapılıyor. Ortaya çıkan söylentilere bakıldığında işçilerin değil patronların düşünüldüğü çok açık. İşçilerin kıdem olarak hak ettiği tazminat yarı yarıya azaltılıyor, biriktirilmesi düşünülen fondan almak ise ancak ölüm vb durumlarda söz konusu olacak deniliyor. Bu fon sayesinde işçi mağdur edilmeyecek deniliyor. Ama geçmişteki fonların, hatta işsizlik fonunun neredeyse çoğu işçiye değil temsilcisi oldukları sermaye, patron çevrelerine aktarılmadı mı? Şimdi gelin de güvenin!

 

Salgında işçileri yasaklara rağmen çalıştıranlar, çarkları döndüren işçileri değil de bir avuç sermayedarı düşünüyorlar. “Kıdem tazminatımız kalemizdir” diye boşuna bağırmıyoruz elbet. Kayseri’de de bu mücadelemiz sürecek. Bu mücadelede yanımızda yer almayan, yan çizen, maaşları 40-50 bin tl’yi bulan, son model milyonluk arabalara binerek bizlerin alınterinin üstünde tepinen sendika ağalarını da bu süreçte iyice tanımış olduk. İşçilerin dediği gibi “keser döner sap döner!”

 

İŞÇİ AVUKAT EL ELE

Baro tartışmaları da gündemi meşgul ediyor. Bürokraside yargıda vb birçok alanda hakim olan anlayış şimdi de çoklu baro tartışmaları ile demokrasi getireceği iddiasında. Savunma hedefte anlayacağınız. “Çoklu baro sistemi”ni isteyenlerin yarın “çoklu hukuk sistemi” istemeyeceğinin garantisi var mı? İsteyen “laik hukuk”, isteyenin “şeri (İslam) hukuk”, isteyenin “aşiret hukuku”... tarafından yargılanabildiği bir “çoklu hukuk sistemi” ki, Osmanlının son döneminde böyle bir “hukuk sistemi” vardı.

Modern anlamda adalet, hukuk ve demokrasi kavramlarını da silikleştiren bir yaklaşımın son adımlarından olan bu baroların bölünmesi yaklaşımı asla kabul edilemez. Hele biz işçi emekçilerin az çok hakkını hukukunu koruyan, kendimizi teslim edebildiğimiz ( tüm sorunlarına rağmen) bir savunma varken bu hakkımız da elimizden gidecek. Bu anlamda da baroların başlattığı mücadelede biz işçi ve emekçiler de kolkola onlarlayız. Bizim kıdem tazminatımız son kalemiz ise ama aynı zamanda hukuki olarak bu hakkımızı koruyacak olan da avukatların “son kaleleri” savunmadır. Ve mücadelemiz ortaktır.

 

Yakup Aslandoğan (DİSK/Gıda İş Bölge Temsilcisi)

  Bu yazı 31438 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI