Bugun...

Duygusuz Nesil

 Tarih: 29-07-2018 12:32:00  -   Güncelleme: 29-07-2018 16:42:00
Ayşe Gemici UZUNLU

Günümüz insanlarını ve gençliğini duyarsız, manevi değerlere ilgisiz görüp zaman zaman bu konuda şikâyetçi oluyoruz. Sıklıkla bu konularda yazılmış yazılar okuyoruz. Yaşanılan birçok olay karşısında biz bu hale nasıl geldik diye üzülüyoruz.

 

Eğitim sisteminden de hiç memnun değiliz...

 

Bir hafta içinde yaşadığımız üç olayı bu bakış açısıyla naçizane yorumlamak istiyorum. Ama öncelikle Maarif Müfettişi Doğan CEYLAN'ın tam da bu sorunları ele aldığı raporunun bir bölümünü paylaşayım.

 

 Yönetim Bilimi Uzmanı Doğan CEYLAN'ın yazısından; (http://www.egitimajansi.com/haber/buyuk-tehlike-duygusuz-nesil-haberi-51046h.html)

 

İzmir Ödemiş’de 17 Aralık 2017 de Kaymakçı Çok Programlı Lisesi Müdürü Ayhan Kökmen iki öğrencisi tarafından öldürüldü.  Olayın araştırılması için Maarif Müfettişi Doğan Ceylan görevlendiriliyor.  Müfettiş, öyle bir rapor düzenliyor ki, tüm anne babaların okuması ve kendilerine ders çıkarması gereken bir rapor. Bu rapor kısa sürede basın ve sosyal medyadan yayılıyor. Aslında rapor; birçok toplantıda dile getirdiğimiz sorunların, yaşanılan olay karşısında bir eğitim müfettişi tarafından çok güzel anlatılmasını sağlamış. Rapor gençliğimiz için “DUYGUSUZ NESİL TEHLİKESİ”ne işaret ediyor. Raporun dikkat çektiği şu noktalar size hiç yabancı geliyor mu?

 

•             “Hayatın gerçekliklerinden habersiz, duygusuz ve bencil bir nesil geliyor.

 

•             Şehitler için gözyaşı döken kendi ana babalarını anlamıyorlar. Başkalarının çocukları için ağlamaya anlam veremiyorlar.

 

•             Yanı başımızdaki savaşlar, acı çeken çocuklar, ölen onbinlerce insan onları hiç ilgilendirmiyor.

 

•             Hayatlarının odağındaki tek şey eğlenmek. Eğlenemedikleri tüm zamanları kendilerine bir işkence olarak görüyorlar.

 

•             Herkesi kendine hizmet etmek için yaratılmış görüyorlar.

 

•             Hayatlarında eğlenmeden başka bir amaç olmadığı için artık tek eğlence kaynağına dönmüş telefon ve tabletlerini ellerinden aldığınızda dünyanın sonunun geldiğini zannediyorlar.

 

•             Geçmiş onları pek ilgilendirmiyor, atalarımıza karşı vefasızlar.

 

•             Dedelerinin canları, kanları pahasına vermediği vatan toprağını en iyi fiyatı verene satacak kadar maneviyattan yoksunlar.

 

Milletimizin geleceği açısından endişeleniyorum.

 

•             20 yıl sonra bu nesil, nasıl ana-baba olacak?

 

•             Evlerini nasıl idare edebilecek?

 

•             Ülkeyi nasıl yönetecek?

 

Bütün bunlar neden oluyor izah edeyim;

 

 Altın kafeslerde çocuklar yetiştiriyoruz artık. Çocuklar hayattan bihaber. Açlık nedir bilmiyorlar, yedikleri önlerinde yemedikleri arkalarında, acıkmalarına fırsat bile vermiyoruz. Susuzluk nedir hiç bilmiyorlar. Üç adımlık yolda bile susarlar diye yanımızda içecek taşıyoruz. Çocuk daha “susadım” demeden ağzına suyu dayıyoruz.

 

Yokluk nedir bilmiyorlar, daha istemeden her şeyi önlerine sunuyoruz. Bu yüzden varlığın kıymetini bilmiyorlar. Çocuklar hissetmiyor yaşamı, açlığı bilmediği için açlara acımıyor, üşümek nedir bilmedikleri için sokaktaki evsizleri umursamıyor.

 

 

 

 

 

Sıcak odalarında yaşadıkları için evsizlik nedir, sürgün nedir anlamıyor, savaşları, kurşunlanan ölen insanları umursamıyorlar. Acımıyorlar…

 

Kıymetini bilmiyorlar ekmeğin, elbisenin, barışın ve huzurun, ana babanın…

 

Müdahale edilmezse gelecek iyi şeyler getirmeyecek güzel ülkemize.

 

Bu sorunu Devlet derinden hissetmeli.

 

Bu sorunun çözümü için ciddi çalıştaylar düzenlenmeli. Öğretim programları ve ders materyalleri revize edilmeli.

 

Okulların duygu eğitimi konusunda rolleri artırılmalı.

 

Geç kalınmadan bu sorun mutlaka çözülmeli.

 

Bu sorun çözülmezse ülke çözülecek…”

 

Ana hatlarıyla raporda DOĞAN CEYLAN tarafından bunlar yazılmış. Şimdi son günlerde karşılaştığımız üç önemli olaya bakalım.

 

Birinci olay Anıtkabir’deki S.İ olayı;

 

S.İ;  Anıtkabir’de Atamıza hakaret içeren sözler söyleyerek video çekip sosyal medyada paylaştı. Aynı zaman da çok sevdiği Cumhurbaşkanımıza ismi ile hitap ederek saygısızca konuştu. Tepkiler çığ gibi büyüdü ve sonuçta tutuklandı. Bu olay deniz de bir kum tanesi kadar görünse de görünmeyenleri düşünmek dehşet verici. Bu kızımıza öğretilememiş ki; Cumhuriyet dönemi öncesi nüfus sayımın da insan yerine konulup sayılamıyordu. Atatürk önderliğinde atalarımızın verdiği kahramanlık mücadelesi ile parçalanmış Osmanlı’dan yepyeni bir ülke kurulup Cumhuriyet ile birlikte birey olduğunu öğrenememiş ama öğretmesi gereken ailesi öğretmenleri de öğretememiş…

 

İkinci olay Yunanistan’da çıkan yangın;

 

Yine Yunanistan da çıkan yangın sonucunda çok sayıda insanın ölümü, kuşların, ağacın yanması üzerine acının dili, milliyeti olmaz diyerek sosyal medya da paylaşım yapanlara acımasızca hakaret eden insanlarımıza şahit olduk. Hakaret ettikleri Yunanistan; Sakarya Depreminde ilk yardımı gönderen ülke olup ‘’Dayan Komşu Acınız Acımız ‘’manşetini atmıştı.

 

Üçüncü olay Kadınlar Çarşısında bulunan Kurtuluş Savaşındaki Kayserili kadınların kahramanlığını anlatan heykelin açıklama yapılmadan kaldırılması;

 

Kadınlar Çarşısındaki heykel sessiz sedasız gece yarısı yerinden kaldırılırken başka şehirlerde de kadın heykelleri kaldırıldı. Hadi şimdilik büyüklerimiz bizi kandırmaz deyip güvenlik gerekçesi ile kaldırıldığına inanalım. Ama esnaf tarafından söylenen Kurtuluş Savaşında kadınlar savaşmadı; Kayseri de cephe savaşı olmadı gibi cümlelerle heykelin yapılış amacını inkâr etmek nasıl bir ruh yapısıdır anlamak mümkün değil. Bir başka bozulma örneği. Bilinçsizlik, bilgisizlik, umursamazlık…

 

Üç olayda da Doğan Ceylan tarafından raporda dikkat çekilen ana hatlarının gerçekleştiğini görüyoruz. Duyarsız, bencil, tarihini bilmeyen kendinden başkasının acısını hissetmeyen bir insan modeli olmuşuz.

 

Ahlakımızı ve vicdanımızı kaybetmek üzereyiz. Ahlaklı olmak doğru, dürüst olmak, doğrunun yanında yer almaktır. Gerçekleri görmek, adaletli olmak demektir. Gerçekleri görmemek, gerçekleri örtmek, gerçeklere başını çevirmek ahlaksızlıktır. Vicdan ise acıma ve merhamete dayanır. Acı çeken canlının acısını hissediyorsan, yardım etmek istiyorsan vicdanlısındır. Başını çevirip boş ver diyorsan ahlaksız ve vicdansız.

 

Gençliğimizin ve insanların bir an önce bu bozulmadan kurtarılması gerekmektedir. Geldiğimiz nokta sadece din eğitiminin yeterli olmadığını bizlere göstermektedir. Din eğitimi bir yana ahlaklı ve vicdanlı bireyler yetiştirmek zorundayız. Bunun için de yeni Milli Eğitim Bakanımızdan çok şey bekliyoruz. Umutluyuz.

 

Yazımın başında da söylediğim gibi duyarsız, maneviyatsız…

 

Duygusuz Nesil Tehlikesi çok büyük. Bir an önce önlem alınmalı.

  Bu yazı 5247 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI