Bugun...

Suriyelileri Neden İstemiyorum?

 Tarih: 24-08-2021 13:15:00
Orhan Karakoçluoğlu

Daha önce farklı platformlarda göç hareketleri ile ülkemizi bekleyen demokrafik tehlikeye işaret etmiştim.

Şimdi biraz daha detaya inerek sosyal ve siyasal sonuçları tekrar irdeleyelim.

 

Bu değerlendirmeler asla ırkçılık dürtüleri ile yapılan bir değerlendirme değildir.

Emperyalist dünyanın yapmış olduğu, hem ülkemiz hem bölge demokrafisine yönelik kurgunun ve o kurgunun ortağı ülkemdeki AKP iktidarının ülkemizi sürüklediği korkunç karanlığa karşı bir reflekstir.

 

Suriyeliler nezdinde konuyu şöyle ele almak gerekir.

Suriyeli kadınlarda doğum oranı 5.9 olurken ilk doğum yaşı 13-14 olarak kayıtlara geçiyor.

Türkler arasında ise kadınlarda doğum oranı 1.79 olarak kayıtlara geçerken ilk doğum yaşı ise 24-26 yaş aralığında başlıyor.

 

Konuyu şöyle düşünün.

Bir Türk kadın ilk doğumu 25, son doğumu ise 32-34 yaşında tamamlıyor.

10 Türk kadından 18 çocuk 32-34 yıl içerisinde dünyaya gelmektedir.

 

Gelelim doğum oranı 5.9 Suriyeli kadınlara. 32-34 yıllık Türk kadının doğum periyodu aynen Suriyeli kadınlar için ele aldığımızda…

10 Suriyeli kadından toplam 59 çocuk dünyaya gelirken, 10 Suriyeli kadının kırklı yaşlarının başında doğurduğu kızlarının da doğum periyodu biterek bu sayı katlanıyor gidiyor.

Mesele 45-46 yaşındaki 10 Suriyeli kadın 59 çocuk dünyaya getirdiyse ve bunun 30 tanesi kız çocuğu ise burada çarpan 30x6 olarak tekrar devreye girerek 180 çocuk yani torun daha dünyaya getiriyorlar.

İşin toplamına baktığımız zaman 180 torun+59 evlat= 239 nüfus ilk on kadından 45 yılda meydana geliyor.

 

Tekrar şöyle değerlendirme yaparsak;

45 yılın sonunda 10 Suriyeli kendileri dahil 249 kişiye ulaşıyor.

45 yılın sonunda Türk kadınlar daha çocuklarını ancak okutma kaygısı içerisinde olduğu için torun hayalden öteye geçmemektedir

 

Türkler 10 kadından 45 yılda kendileri dahil ancak 28 olarak nüfusa ulaşıyor.

Suriyeliler ise 10 kadından 249 kişiye ulaşıyor. 

 

Burada ayrıca gizli bir tehlike daha var.

Türklerde ki 1.79 doğum oranı aslında nüfus artış hızını eksi değerlere yani bir azalmaya doğru çekmektedir.

Nüfusun sabit kalabilmesi için 2 doğum ortalaması gerekmektedir.

Her anne baba dünyaya kendi yerlerine iki çocuk bırakır ise nüfusumuz ancak sabit kalır.

 

Burada erken ölümler, kısırlık sonucu yeni doğum olamama sebeplerinden meydana gelen kayıplar dikkat ederseniz hesaba katılmamıştır.

Eğer bu etkenler de hesap edilir ise nüfusumuzun tam sabit kalması için doğum oranı 2.2 olması gerekmektedir.

Yani biz azalırken Suriyeliler artarak çoğalıyor. Şu anki 5 milyon Suriyeli nüfus çok kısa bir süre sonunda 80 milyon Türk nüfusunu yakalayıp geçecektir.

 

Bu durum planlı bir isgaldir.

Bu işgale AKP iktidarı, Tıpkı yüce Atatürk'ün dediği gibi gaflet, delalet ve hatta hıyanet içerisinde ortak olmaktadır.

Tek bir mermi atmadan sırf sevişerek vatan kazanan insanlar olarak Suriyeliler tarihe geçerken, bizler ise AKP’nin ihanetine seyirci kalarak vatan kaybeden salak olacağız.

  Bu yazı 1848 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI