İstanbul escort escort bayan escort istanbul adalar escort anadolu yakası escort anal escort arnavutköy escort atakent escort ataköy escort ataşehir escort avcılar escort avrupa yakası escort bağcılar escort bahçelievler escort bahçeşehir escort bayrampaşa escort beşiktaş escort beykent escort beykoz escort beylikdüzü escort beyoğlu escort bostancı escort büyükçekmece escort çapa escort çatalca escort çekmeköy escort erenköy escort etiler escort eyüp escort fatih escort fenerbahçe escort florya escort fulya escort gaziosmanpaşa escort gecelik escort göztepe escort grup escort gülbağ escort güngören escort halkalı escort haramidere escort hasanpaşa escort ikitelli escort iranlı escort ıspartakule escort istanbul masaj salonu masöz bayan japon escort kadıköy escort kağıthane escort kartal escort kayaşehir escort kızıltoprak escort küçükçekmece escort küçükyalı escort kurtköy escort mahmutbey escort maltepe escort merter escort nişantaşı escort ortaköy escort osmanbey escort pendik escort rus escort sahibe escort sancaktepe escort sarıyer escort şerifali escort şile escort silivri escort şirinevler escort şişli escort şişli masöz suadiye escort sultanbeyli escort sultangazi escort taksim escort topkapı escort türbanlı escort tuzla escort ümraniye escort üsküdar escort zenci escort zeytinburnuescort izmit escort porno izleeskort seks hikayesi hd porn
Bugun...

Gezi Dönemini Hatırlayalım mı?

 Tarih: 04-05-2022 12:04:00
Orhan Karakoçluoğlu

Gezi Parkı protestoları ile 15 Temmuz darbe girişimini aynı kefeye koymak cahilliktir, cahillik değil ise art niyetli bir toplum mühendisliğidir.

 

Gezi Parkı protestoları mahkeme kararına rağmen ağaçların kesilmesine kalkışılması sonucu başlamıştır. 

 

Gezi protestosu, mahkeme kararını dinlemeyen hükümete karşı çevrecilerin direnişi ile başlamıştır.

 

Hükümete karşı, yüksek mahkeme kararını savunan sivil bir inisiyatiftir.

 

Gençler ağaçları korumak ve kesilmesini önlemek için Gezi Parkına çadırlar kurarak direnmeye başladı.

 

Mücella yapıcı ve Osman Kavala işte o günlerde çadırlarda kalan gençlere destek için protestolara dahil oldu ve protestolar boyunca da öyle davrandılar.

 

Gezi dayanışması tam milli ve yerli bir organizasyondur. Çadırlarda kalan gençler arasında türbanlı kızlar da vardı kulağı küpeli oğlanlar da.

 

Solcusu oradaydı, Alevi’si oradaydı, Sünni oradaydı, ülkücüsü oradaydı, Kürt de vardı Türk de vardı. Tüm toplum milli bir refleks olarak oradaydı.

 

Gençler iftar yemeklerinde adına gökyüzü sofrası dedikleri yer sofralarında mütevazı ve son derece iddiasız yemekler ile birlikte yaptılar.

 

Antikapitalist Müslümanlar, sosyalistler, ülkücüler birlikte sofra kurdu ve birlikte iftar yaptı.

 

Anneler neneler evlerinde yaptıkları dolmaları, sarmaları, börekleri getirip o sofralarda gençlerle birlikte direndi.

 

Gezi olaylarında provokasyon var mıdır derseniz bal gibi provokasyon vardı.

 

Peki, nasıl bir provokasyon yaşandı.

Gezi Parkını yıkıp yerine Topcu Kışlası yapmaya kalkışmak tam da bir provokasyondu, mahkeme kararına rağmen ağaçların kesilmesine kalkışmak bir provokasyondur.

 

Tüm sağduyulu çağrılara rağmen hükümetin diyalog yerine TOMAlı, biber gazlı müdahale tercihi bir provokasyondu.

On milyonların katıldığı eylemlerde 8 sivil gencecik evlatlar öldü;

Burada isimlerini anmadan geçen elbette.

 

Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Burak Can Karamanoğlu, Mehmet İstif ve Elif Çermik yaşamını yitirdi.

Yaşamını yitiren bu çocukların tamamının alevi olması sizce tesadüfle izah etmek mümkün mü?.

Geziye katılan protestocuların ancak bir kısmı alevi kimlikli vatandaşlarımız olurken, nasıl olurda protestoculardan ölenlerin tamamı alevi olur. Seçerek hedef gözeterek öldürme değil de nedir?

 

Gezi olaylarını fırsat bilerek Alevi Sünni çatışması başlatıp, laik anti laik bir iç çatışmayı patlatmak üzere planlanmış fırsat seviciliği ile provokasyon değil de nedir?

 

Hükümetin kendi içinden de, AKP içinde de ve diğer siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin de diyalog çağrısına kulak tıkayıp olayları körükleyen müdahaleler yapmak Gezi Parkının başlıca provokasyonudur.

 

Hükümet provokasyonları sonucunda sekiz gencin ve iki güvenlik görevlisinin yaşamını yitirdiği olaylarda ayrıca  9063 kişi yaralanmıştır. Bu yaralıların bir bölümü ise sakat kalmıştır.

 

Yine hükümetin provokasyonu sonucunda 46 kamu binası, 231 polis aracı ve 44 ambulans, 326 iş yeri ve 201 araç, 80 belediye otobüsü ve 85 otobüs durağı zarar görmüştür.

 

Recep Tayyip Erdoğan iyi niyetli diyalog çağrılarını ciddiye almış olsa, daha olayların başlangıç aşamasında gençlerin çadırlarına misafir gitseydi ve gezi parkı kararından vaz geçip mahkeme kararına uyacağını ilan ederek sorumlu bir devlet adamlığı sergilese ne olurdu dersiniz.

 

Kesinlikle Gezi parkında halaylar şarkılar eşliğinde protesto eylemine son verilir, çadırlar toplanır ve bunca acı yaşanmamış olurdu.

 

Gezi Parkı olaylarında mahkemece günah keçisi yapılanlar aslından herhangi birimizden farklı değildir.

Gezi parkı barışçıl bir eylem olarak başlamış olmasına rağmen Recep Tayyip Erdoğan’ın krizlerden beslenme anlayışı ve provokasyonu neticesinde bu noktaya gelmiştir.

Olaylarda yaşamını yitiren sekiz gencin kanı elindedir. Halkı mezhep ve kimlik ayrımı yaparak, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünü yıkmaya teşebbüsten yargılanmalıdır.

  Bu yazı 1689 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI