Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, 4 Nisan 1949'da 12 ülke tarafından imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması'na dayanarak kurulan ve farklı dönemlerde 17 ülkenin daha katıldığı uluslararası askerî ittifak. Örgüt üyeleri herhangi bir dış güçten gelebilecek saldırıya karşı ortak savunma yapmaktadır. NATO'nun merkezi, örgütün Kuzey Amerika ve Avrupa'daki 29 üyesinden biri olan Belçika'nın başkenti Brüksel'de bulunmaktadır. 21 ülke NATO'nun "Barış İçin Ortaklık" adlı girişiminde yer alırken 15 ülke kurumlaşmış diyalog programlarına dâhildir. Tüm NATO üyelerinin toplam askerî harcaması, dünyadaki savunma harcamalarının %70'inden fazladır. Üyelerin savunma harcamalarının GSYİH'lerinin %2'si kadar olması gerekmektedir.
NATO, Kore Savaşı üye ülkeleri harekete geçirene ve yüksek rütbeli iki ABD'li komutanın yönlendirmesiyle birleşik bir askerî yapı kurulana kadar siyasi bir ortaklıktan ötesi değildi. Soğuk Savaş süreci, 1955'te kurulan Varşova Paktı'na üye ülkelerle çekişmelere yol açtı. Avrupa ülkeleri ile ABD arasındaki ilişkilerin gücü üzerindeki şüpheler, bağımsız Fransız nükleer caydırıcılığına ve 1966'da Fransa'nın NATO'nun askerî kanadından çekilmesine yol açan NATO savunmasının olası bir Sovyet işgaline karşı güvenilirliğine olan şüpheler ile birlikte zaman zaman artış gösterdi. 1989'da Berlin Duvarı yıkıldıktan sonra örgüt, Yugoslavya'nın dağılması sürecine karıştı ve ilk askerî müdahalelerini 1992-1995 yıllarında Bosna-Hersek'te ve daha sonra 1999'da Yugoslavya'da gerçekleştirdi. Politik olarak ise eski Varşova Paktı ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmaya çalıştı. Bu ülkelerin bir kısmı 1999 ve 2004'te ittifaka katıldı.
Kuzey Atlantik Antlaşması'nın örgüte üye ülkelerin silahlı bir saldırıya uğrayan herhangi bir üye ülkeye yardım etmelerini öngören 5. maddesi, NATO tarihinde ilk ve tek kez 2001'deki 11 Eylül saldırılarından sonra uygulandı. Gerçekleştirilen bu saldırıların ardından askerler, NATO liderliğindeki ISAF'in emrinde Afganistan'a konuşlandırıldı. Örgüt aralarında Irak'a eğitmen yollanması, korsanlığa karşı operasyonların desteklenmesi ve 2011'de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1973 sayılı kararı uyarınca Libya üzerinde uçuşa yasak bölgenin uygulanması gibi çeşitli ek rollerde yer aldı. NATO üyelerini istişareler için toplantıya çağıran daha az etkili 4. madde, Türkiye tarafından 2003'te Irak Savaşı sırasında, 2012'de Suriye İç Savaşı sırasında silahsız bir Türk F-4 keşif jetinin düşürülmesinin ve Suriye'den Türkiye'ye havan topu atılmasının ardından ve 2015'te Irak ve Şam İslam Devleti'nin ülkenin toprak bütünlüğüne yönelik tehditleri nedeniyle ve Polonya tarafından 2014'te Rusya'nın Kırım'a müdahalesinden sonra olmak üzere toplamda beş kere uygulandı.
NATO’nun kuruluş ve varoluş amacına kısa bir göz attıktan sonra bu oluşumun sahibi gibi davranan ve işine geldiği noktalarda NATO’yu devreye sokan ABD’nin üye ülkelere karşı tutumunu şimdi bir düşünmemiz gerekir.
Türkiye bir NATO üyesidir ve ABD’nin müttefikidir. Devlet olması hasebiyle ikili ilişkileri meşrudur. Zira ABD tarafından kurulan terör örgütlerine karşı Suriye’nin Afrin kentinde Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından başlatılan “Zeytin Dalı Harekatı”na karşı ortaya koyduğu formüller hem çelişkili, hem de çok can sıkıcı boyutlara erişti. NATO üyesi ülkeler tehditler karşısında NATO tarafından desteklenir. Askeri birlikleri gerekirse hazır hale getirilir. Zira Orta Doğu’da ABD’nin kurduğu örgütlerle müttefik ülkelerin Silahlı Kuvvetleri’nin karşı karşı gelmesine karşı NATO’nun sessizliğini korumasındaki yanlışlığı kim nasıl anlatacak? Bir kez daha görüyoruz ki ABD samimi değil, güvenilir değil, ortak değil. Kendi çıkarları için hemen her şeyi göze alan ve müttefiki ülkeleri hiçe sayan katil bir devlettir ABD.