Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınır ve ulusal güvenlik dolayısıyla Afrin’e yönelik başlattığı “Zeytin dalı Harekatı”nda 6. Gün geride kalırken, medyada ve sosyal medyada gündeme gelenlerin endişe verici boyuta eriştiğini görmek üzüntü verici. Medya, doğru ve tarafsız habercilik anlayışıyla birlikte ötekileştirici ve hikayeleri derinleştirici dilden uzak durmak bir yana, acıya acı katmanın telaşına kapılmış! Sosyal medya kullanıcıları ise, troller tarafından halkın galeyana gelmesi için paylaşılan her şeyin gerçek olduğuna inanıp rt yapma cahilliğine erişebiliyorlar!
Türk Silahlı Kuvvetleri ve ÖSO Birlikleri’nin YPG’li teröristler arasındaki sıcak çatışmalar etkisini artırıyor. TSK’nın her geçen gün biraz daha ilerlediği yönünde gelen bilgiler gururumuzu okşarken, bölgeden gelen acı haberler ise moralimizi alt üst ediyor! Hele TSK’nın yaptığı son açıklamadaki acının tarifi hiç yok. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şehitlerimiz var! Daha da olabilir ” diyerek acı gerçeğe hazırlıklı olmamızı istese de ruhen bunu yapmanın mümkün ol(a)mayacağını kendisinin de bildiğinden kimsenin kuşkusu yok. Vicdanı olan herkesin bu acıyı yaşaması kaçınılmaz.
Sahada sıcak çatışmalar sürerken ve halkın gözü medya organlarındayken medyanın haber rekabetine girişmemesi gerekir. Ajanslar dışında başka gazetecilerin belli alanlara alınmaması yasağına karşı çıkmam. Zira bir gazeteci olarak benim dahi medya organlarında yayınlanan haberleri izledikçe ya da okudukça gergin bir yapıya büründüğümü düşündüğümde, halkın nasıl bir ruh haline bürüneceğini düşünmek istemiyorum. Cepheden servis edilen görüntülerde harekatın ilk günlerinde askerlerimizin yüzleri açıkça gösterilirken, harekatın üçüncü gününden itibaren bu hassasiyet ancak gelebildi. Bu ve buna benzer birçok olumsuzluğu halka yansıtan medya organları, savaş muhabiri tecrübesizliğinin pratiğini yaşamaktalar.
Kilis’in Gülbaba köyünde bir kişi, CNN Türk'ün 'köylüler köyden kaçıyor' diye haber yaptığını öne sürerek, gazetecilere “Vatan hainisiniz, öldürürüm sizi” ifadeleriyle hakaret ve küfür yağdırdıktan sonra saldırgan, kameramana yumruk atıyor ve camlarını kırdığı aracı tekmeliyor! CNN Türk’ün böyle bir haber yaptığına dair bir kanı ortada yokken Kameraman ve Muhabirin böyle bir saldırıyla karşı karşıya kalması aslında halkın sabır sınırlarının zorlanmasıyla ölçülebilir. Zira emperyalist şer odaklarının isteği tam da bu değil mi? Yani Askerimiz Kürtlerden oluşan terör örgütü YPG ile Suriye’de mücadele ederken ülkemizin içindeki Türk ve Kürtleri de karşı karşıya getirmek istemiyor mu? Emperyalistlerin Irak ve Suriye’de yaptıkları bu değil mi?
Irak’taki Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesi sürecinde Irak’taki Kürtler güçlendirildi, silahlandırıldı ve Bölgesel Yönetim Mesud Barzani’ye teslim edildi. Suriye’de de farklı bir süreç izlenmedi. Beşar Esad BOP’a karşı çıktığı andan itibaren başlayan (2011) iç karışıklık bu günlere kadar geldi ve hala da sıcaklığını koruyor. Irak’ta Kürtlere Bölgesel Yönetim veren emperyalistler, Suriye’de de Esad’a karşı kışkırttıkları Kürtlerden silahlı bir terör örgütü doğurdular. Sonra bu örgütü büyüttüler, eğittiler, donattılar, silahlandırıp kendi yarattıkları bela olan ve kontrolden çıkan IŞİD’in üzerine saldılar, şimdi de sınırlarımızı ihlal ederek bizi tahrik eden bir noktaya kadar taşıdılar işi. Sonuç, “Zeytin Dalı Harekatı” ve geçte kalınmış olsa hiç beklemedikleri sıcak çatışma ortamı. Peki, biz böyle beklenmeyen bir hamle ile oyunu bozmaya başladıysak emperyalistler hamlesiz durur mu? Kesinlikle hayır.
Kürtlerden oluşan terör örgütü YPG ile biz sahada mücadele ederken ülkemizde yaşayan Kürtleri kışkırtmak için kolları sıvadıkları, sosyal medya ortamlarında ve kendilerine yakın medya organlarında yayınlanan haberlerden açık şekilde ortada. Troller bu oyunu başlatmayı planlayanlara izin vermemek adına hepimize görev düştüğünü unutmamız gerekiyor. Daha önce de söyledim; her AKP’li Fetö’cü değilse, her Müslüan IŞİD’li değilse, her Kürtte Pkk’lı değildir. Herkesin bunu bildiğinden kuşkum yok ama provokatörlerin bu gibi ortamlarda uyanık olduklarını hatırlatmak istedim.
Biz gazeteciler halka anlatacağımız haber ve yorumlarımızda kuracağımız dil ve iletişime çok dikkat etmek zorundayız. Halk zaten Afrin harekatının başlamasıyla birlikte bir heyecan yaşarken, moral bozucu, öfke kat sayısını artırıcı, sabırların zorlanacağı haber yapmaktan kaçınmamız gerek. Aksi halde taşan sabır bir noktada patlaması gerekir ve işte o an yaşanmasını hiç istemediğimiz ama emperyalistlerin yaşanması için var gücüyle çabaladığı Türk-Kürt çatışmaları başlar. Sosyal medya kullanıcılarının da teyit etmedikleri hiçbir şeye riayet etmemeleri dikkatin en önemlisidir. Unutmayalım ki emperyalistlerin asıl planı cephedeki sıcak çatışmalar değil, iç karışıklıkla kardeşi kardeşe kırdırmaktır. Bunun bir oyun olduğunu görüp, oyunun parçası olmaktan uzak duralım. Hani son günlerde bütün siyasilerin söylediği bir söz var: Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız.