‘Adalet ve Cesaret’ temalı 36. Olağan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kurultayı öncesi ve sonrasında kurultay delegeleri değişimin şart olduğu izlenimi veriyordu. Kurultay sonucu CHP Genel Başkanlığında bir değişimi getirmese de Kemal Kılıçdaroğlu bir önceki kurultay sonucundan daha az bir oy aldı. Rakibi Muharrem İnce bir önceki kurultayda aldığı oyu ikiye katladı.
Değişim her kişi, kurum ya da kuruluş için yeni başarıların kapılarının aralanması adına kaçınılmazdır. Her daim başarı isteyenler yoluna “Kazananı değiştirmek için önce kaybedeni değiştirmek lazım” sözleriyle devam etmek istiyorlar ki yarış içinde olanların bunu istemesi kadar doğal bir şey olamaz.
Kurultay delegeleri açık açık CHP’de bir değişim olması gerektiğini bütün kamuoyuna açıkça gösterdi. zira bu değişimin yaşanması için ne Kemal Kılıçdaroğlu, ne de Muharrem İnce’nin popülasyonunun yeterli olmadığını düşündü. Zira karşılarında siyasette mahir olan bir rakip varken, geçmişte olduğu gibi rahmetli Bülent Ecevit karakterine uygun bir lider bulmak istiyor kurultay delegeleri. Ne Kılıçdaroğlu ne de İnce bu ruha sahip olamadıkları için Kılıçdaroğlu’nun oylarını binlerden yüzlere çekti, İnce’nin oylarını da onlardan yüzlere taşıdı.
Peki, CHP’nin değişim isteyen kurultay delegeleri siyaset arenasında siyasilerle rekabet edecek bir lider mi arıyor, yoksa bu arenadaki siyasetçiyi tek başına bırakıp onun arenada yarattığı ağır tahribatı restore edecek bir mimar mı arıyor?
Arena çok tahrip edildi. 2018 yılındayız ve 1970’li yıllarda dahi siyasilerin birbirine karşı kurmadığı hakaret ve bel altı sözcüklere dayalı dil bugünlerde aleni yaşanıyor. İnsanların birbirine olan tutumlarına kadar etki eden bu ilacın dozajı bir an önce düşürülmesi gerekiyor. İşte CHP’nin kurultay delegesi bunu istiyor. Yani yeni bir doktor ile bunun başarılabileceğini ve Türkiye’nin iç ve dış politik tüm gelişmelerindeki fotoğrafa net bakabilecek ve baktırabilecek birini arıyor!
Yolu CHP’den geçen ya da hala o yolda yürüyen ve kendine gazeteciyim diyen bazı turnusol kağıtları, Atatürk eşittir CHP, CHP eşittir Atatürk zihniyetini angaje ediyor! Bunu gören ve kendisini eleştirenlere de yazılarında tankla, topla, tüfekle saldırıyor ve değişim isteyenlerden gibi görünüp değişime apaçık kapalı olduğunu gösteriyor!
CHP’deki Genel Başkan’ın öncelikle ağzı olanı konuşturmaması gerekiyor. Parti içi demokrasiyi herkesin her şeyi her yerde konuşmasına kapatması gerekiyor. Öncelikle parti içi bütünlüğü sağlaması ve ortak bir dil kurması gerekiyor. Kılıçdaroğlu’nun 10 yıllık genel başkanlığı sürecinde seçimlerde başarısızla suçlayanlar, 3 ayrı dönemde 17 yıl boyunca partinin Genel başkanlık koltuğunda oturan ve seçimlerde başarı göstermeyi bir yana bırakın partiyi baraj altında bırakan Deniz Baykal’ı destekleyenlerdir. Yani geçmişte başarı referansı olmayanlar bugün başarılı olmanın adresini yanlış belirlediklerini göremeyenlerdir. İnce, Kılıçdaroğlu’nu partinin iç dinamiklerini hareket geçirmemekle suçluyor, partililerin çalışmadığını haykırıyor, kendisinin ise akıllarda kalıcı tek olağanüstü çalışmasının Yalova yerel seçimlerinin tekrar edilmesi sürecindeki çabasını anlatıyor. Kaldı ki kendisi Yalova Milletvekili ve bunu yapmaya mecbur olduğu halde artı bir gayretmiş gibi haykırıyor! Aslında İnce’nin kendisi de şunu açıkça belirtiyor, ağzı olan konuşmasın gücü olan çalışsın! “Bunu benim genel başkanlığım sürecinde yapacağız” diyor. Peki, neden şimdi yapmıyorsun? Diye sormazlar mı sana ey İnce. Yalnızca Genel Başkan seçilirsen mi çalışırsın partin için?
CHP’de değişim şart ama bu değişim ne Kılıçdaroğlu’na ne de İnce’ye devredilecek bir değişim olmamalı. Çünkü iki isim de geçmişi referans gösteren ileriyi ancak kanaat önderlerinin gözünden görmeye çalışan geri kalmış kafayı bünyesinde taşıyanlardır. Oysaki gençliğin nasıl bir jargona sahip olduğunu bilen bir isim ile doğan değişim hem CHP’yi istendiği yeri taşıyacaktır, hem de geçmişte olduğu gibi bugünün argümanlarıyla “Toprak işleyenin, su kullananın” zihniyetiyle tüm bireyleri geleceğe dönük sorumluluk almaya zorlayan biri olmalıdır.