Her AKP’li FETÖ’cü değilse, her Müslüman IŞİD’li değilse, her Kürt de PKK’lı değildir. Olmamalıdır ve öyle de kabul edilmemelidir. Afrin’e yönelik başlatılan “Zeytin Dalı Harekâtı”nın ardından özellikle Kürtlere yönelik düşmanlık kat sayısı bir hayli arttı. Oysaki siyasal iktidarın oylarındaki büyük çoğunluğun sahibinin Kürtler olduğunu unutan siyasal iktidarın sahiplenicisi ve destekçileri tarafından başlatılan linç dolu dille yaşanıyor nefret artışı!
Dünyada yaşanan ilk savaşa bugünkü insanlık nasıl bir anlam veremiyorsa, bugünlerde yaşanan savaşlara da yarının çocukları anlam veremeyecektir. Zira “Savaşı kapitalistler planlar, silah tüccarları organize eder, aptallar başlatır ve savaşçılar yerine masum sivil insanlar ölür!"
Son günlerde en güçlü ekonomik kalkınma ve büyüme oranları savunma ve silah sanayisinden yana oluyor. Silah tüccarları kârlarını artırıyor ama en alttaki bilinçsiz ya da bilinçli toplum savaş çığırtkanlığını iktidar korkusundan olsa gerek yaydıkça yayıyor! Oysaki her dini inanç insan öldürmenin, insana kıymanın günahının en büyük günah olduğunu anlatıyor!
Bunun bir önemi yok!
Zira ortada bir savaş ve bu savaşın neden ve niçin çıkartıldığının bir önemi olmadığı gibi kimler tarafından yönlendirildiğinden ve kimlerin bu kanlı senaryolardan para kazandığının da bir önemi olmuyor dini inanca sahip ve inanç yönü ağır basanlar için!
Bir düşman belirlenir ve bu düşman kimi zaman isyancılar olur, kimi zaman terör örgütü olur, kimi zaman kontrolünü kaybetmiş silahlı örgütler olur, kimi zaman devlet olur! Ama bunların hepsinin arkasına baktığınızda kesinlikle süper güç olarak addedilen bir ülke kesinlikle bulunur. İşte Türkiye’yi çektikleri Afrin çukuru da bunlardan biri.
Kendi sınırlarımızı korumak adına başlattığımız “Zeytin Dalı Harekatı” sınır ötesi bir harekata dönüştü. Sınırlarımızın ihlaline karşı önlem almışız, bunu yaparken başka bir ülkenin sınırlarını ihlal etmişiz bir önemi yok! Sınırımızı ihlal edenlere ‘Dur’ demek için bir başka ülkenin sınırını ihlal etme yetkisini kimden aldığımızın da bir önemi yok!
Nihayetinde biz güçlü bir ülkeyiz!
Yerli olarak ürettiği İnsansız Hava Araçları da sahada bombalar yağdırıyor. Yalnız değiliz! İHA’lar bombalarını karşılıksız, bedavaya bırakıyor Suriye topraklarındaki boş dağlara!
Daha öncede yazdım; “Bu işin sonunda neler olacak?” diye de sordum. Bu işin sonunda olacak olan ta başından bu yana açık. Bizi harekat, operasyon her neyse bu kanlı sürece sürükleyen süper güçler kazanacak ve biz ülke olarak onların isteğini yerine getirmiş olacağız. Aksini iddia eden varsa, İncirlik üssünden kalkan jetlerin PYD’ye yardım taşıdığını araştırsın diyeceğim ama buna da karşı çıkanlar olacağı için yalın geçmek istiyorum.
Her şey kendi doğallığıyla ve samimiyetiyle yapılmalıdır. O zaman anlamı olur. Başından bu yana her türlü savaşa karşı olduğumu bilenler bilir ama ortada gerçekten bir savaş varsa ve şu an karşımıza getirilen belayı getirenin ABD olduğunu bildiğimiz halde neden hala ABD’nin Türkiye lehine yaptığı açıklamalara halkımızı inandırmak istiyoruz? Neden hala bizim topraklarımızdaki İncirlik üssünü, şu an hava ve karadan vurduğumuz PYD’ye yardım taşımasına kapatmıyoruz?
ABD, Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de Kürtleri savaş oyunlarının piyonu haline getirmeyi başarmıştır ve asıl amacı Türkiye’deki Kürtleri de bu sürece dahil etmektir. Lakin bizler Türkiye halkı olarak Kürtlere karşı başlattığımız linç kampanyalarıyla bu oyunun iyice içine giriyoruz. Her bir kürdü terörist görüyoruz! Yani yılanın başı olan ABD’nin ekmeğine yağ sürüyoruz. Her AKP’li FETÖ’cü değilse, her Müslüman IŞİD’li değilse, her Kürt’te PKK’lı değildir.
Çünkü halk örgütten değil, örgüt halktan beslenir. Kardeşliğimiz unutmadan evimize sahip çıkmamız gerekir. Kardeşin birini dışarıda bıraktığımız an kapımızı iten çok olur ve güvencesiz bir dünyada yaşam solumak zorunda kalırız. Koridorların en güvenlisi duygusallıklarımızı bir yana bırakıp, düşüncelerimizle verdiğimiz karardan sonra açılandır. Halkın örgütlerin besin kaynağı olmaktan kurtarmak elimizdedir. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi ile bu memleket bizim.