Hoş bulduk
Anadolu’da yaşamak geleneksel kültürü bugünlere taşımayı gerektirir. Lakin aynı kültürü değişen dünyada uygulamaya çalışmak uluslararası toplum nezdinde ‘gericilik’ ya da ‘yobazlık’ olarak addedilir. Kültürümüzü, değişen dünyanın konjonktürel yapısına uygun ve eşdeğer biçimde yaşattığımız zaman sorun doğmayacaktır. ‘Hoş geldin’ kelimesi Anadolu halkının büyük fedakarlığıdır. Buna cevaben vereceğiniz ‘Hoş bulduk’ kelimesi ise misafir olmanın ötesinde fedakar duyguyu öne çıkartır ve sonrasında diyaloğun başlamasına aracılık eder. Diyalog yöntemi her türlü önyargıyı, kötü niyet algısını kırar ve anlaşma kaçınılmazdır.
Gelişen teknolojiyle birlikte dünya halkları dijital hayata geçti. Şu ana dek dijital dünyayı yalnızca takipçi olarak izledik. Zira takipçiliğin bizlere bir sorumluluk yüklediğini fark ettik. Nedeni ise takipçilerin olayları flu değil, net yani somut olarak gör(e)memeleridir. Biz somuthaber.com ekibi olarak karar verdik. Kimseye gördüğümüz her olayı flu değil açıkça ve gerçeklikle sunup, takipçilerin yanlış bilgilenmemeleri ve yönlenmemelerini istedik.
Tüketim toplumu olarak hayat buluyoruz. Oysaki tükettiğimiz her şeyin bir üretim noktası var ve bizler tüketime yoğunlaştığımızdan üretimin esaslığını göremez hale geldik. İşimiz ve görevimiz topluma karşılık sorumluluk doğurduğundan yola çıktık ve bizler toprakta tahıl ya da bitki üretemiyorsak sağlıklı, nitelikli, tarafsız, objektif ve somut haberler üretebilirdik. Böylece tüketim toplumuna ortak olmamış, üretim yaparak toplumların haber açlığını bastırabilirdik.
Bu uğurla çıktık yola. Amacımız ve hedefimiz belli. Birlikte yürüyeceğiz. Hem de birlikte bilgilenip birlikte üreterek devam edeceğiz yolumuza.
Siyaset dünya toplumunu yönetiyor ve işine geleni toplumla paylaşıp, işine gelmeyeni yalanlıyorsa ve bunları toplumun bilmesi gerekiyorsa işte orada bizim meslek kaçınılmaz kalıyor. Bu açığı kapatmak ise kendine gazeteciyim diyenlerle değil, gazeteciliğin etik ahlaki ve vicdani değerlerini harekete geçirebilmeyi başarabilenlerle oluyor. Siyaseti bilmek yetmiyor. Siyasilerin niyetleri ve bağlı oldukları ideolojinin temel felsefesini takiple mümkün oluyor. Kendine her siyasetçiyim diyenin siyasetçi kabul edildiği dünyamızda siyasetçinin nasıl olması gerektiğine dair açığı kapatmak ve o boşluğu doldurmakta bizlerin yazacağı somut haberlerle mümkündür.
Dünya toplumunun sorun alanı her geçen gün genişlerken, her ülke toplumunun sorunu farklı gibi algılansa da başta eğitim ve ekonomik kaygılar dünya halklarının bir sorun etrafında toparlanmasını sağlıyor. Sorunlar ancak toplumsal zeminde karşılık bulur ve sıkıntı içindeki insanların bir araya gelmesi, seslerini yükseltmeleriyle çözüme kavuşur. Zira bu insanların birer asi olmalarını istemek değildir gayemiz. Yalnızca haklarını tanımaları ve haklarına sahip çıkmalarına katkı koyabilmektir gayemiz. Hakkını bilen her insan dimdik ayakta durur. Hakkını bilmeyen insan ise hakkını sömürenlere hizmetkar olmaktan kaçınmaz.
Yükümüz ağır, sorumluluğumuz büyük. Hoş bulduk başlığını kullanmamız da bundandır. Artık evinize, cebinize, işinize tüm ortamalrınıza bir tık kadar yaklaşıp tıklatacağız kapınızı, basacağız zilinize. Siz bize hoş geldiniz deme fedakarlığını gösterdikçe bizde sizlere hoş bulmuşluğun ağırlığını hissettireceğiz.
Birlikte yaşamak için birbirimize her daim ihtiyacımız var. Siyasilerin birbirlerine takındıkları tavır bundandır. Kendi tabanlarını diri tutmak adına rakiplerine hamaset, hakaret ve siddet içerikli dil kullanmaktan kaçınmazlar. Oysaki bizi ayakta tutan siyasileri değil, canını ve kanını gözünü kırmadan ortaya koyan dedelerimizdir. Bir daha dedelerimize sorumluluğun düşmediği bir dünyada yaşamak için bir ve beraber olma zamanıdır. Bizim yolumuz açık, sizlerin de algılarınız açık olsun.