İstanbul escort escort bayan escort istanbul adalar escort anadolu yakası escort anal escort arnavutköy escort atakent escort ataköy escort ataşehir escort avcılar escort avrupa yakası escort bağcılar escort bahçelievler escort bahçeşehir escort bayrampaşa escort beşiktaş escort beykent escort beykoz escort beylikdüzü escort beyoğlu escort bostancı escort büyükçekmece escort çapa escort çatalca escort çekmeköy escort erenköy escort etiler escort eyüp escort fatih escort fenerbahçe escort florya escort fulya escort gaziosmanpaşa escort gecelik escort göztepe escort grup escort gülbağ escort güngören escort halkalı escort haramidere escort hasanpaşa escort ikitelli escort iranlı escort ıspartakule escort istanbul masaj salonu masöz bayan japon escort kadıköy escort kağıthane escort kartal escort kayaşehir escort kızıltoprak escort küçükçekmece escort küçükyalı escort kurtköy escort mahmutbey escort maltepe escort merter escort nişantaşı escort ortaköy escort osmanbey escort pendik escort rus escort sahibe escort sancaktepe escort sarıyer escort şerifali escort şile escort silivri escort şirinevler escort şişli escort şişli masöz suadiye escort sultanbeyli escort sultangazi escort taksim escort topkapı escort türbanlı escort tuzla escort ümraniye escort üsküdar escort zenci escort zeytinburnuescort izmit escort porno izle eskort seks hikayesi hd porn
Bugun...

Bu Sese Kulak Verin

 Tarih: 05-11-2020 17:00:00  -   Güncelleme: 07-11-2020 18:16:00
Tolga YILMAZ

İşsizlerin açlık, işçilerinde geçim kaygısından başka bir gerçeğinin olmadığı günümüz Türkiye’sinde ne kadar refah, huzur ve yakın gelecekteki mutluluktan söz etsek azdır. Zira yakın gelecek demişken, siyasal iktidarın bugünler için ‘İyi ve Yaşanabilir’ Türkiye’den bahsediyor olmasının da çelişkisi karşımızda durmaktadır.

 

Aralık 2019 tarihinde Çin’den dünyaya yayılan ve bütün ülkeleri etkisi altına alarak halk sağlığını tehdit eden pandemi, ekonomik zorluk içerisinde bulunan az gelişmiş, gelişmemiş ülkelerin ekmeğine adeta tereyağı sürdü.

Pandemi öncesi Türkiye’nin dört bir yanındaki büyük ya da küçük işletmeler, kobiler ve fabrikalar, konkordato ilan etmiş, kimileri ise iflas talebinde bulunmuştu. Buralarda çalışan yüz binlerce işçi gözyaşlarına bakılmadan kapılarının önüne konduğunda kimse onların yarın çocuklarıyla birlikte oturacakları sofrada ne yiyeceklerini düşünmüyor, daha çok Doğu Akdeniz, Suriye, Yunanistan ile kriz ve Azerbaycan’daki gelişmeler gündemimizden düşünüyordu.

 

Dar gelirli ve yoksul ailelerin ne yaşadığını anlamakta güçlük çekenlerin geçmişinde de kıtlık, yokluk gibi faktörler hiçbir zaman reel dünyalarında olmadığından her şey toz pembeymiş gibi önlerine baktıklarını gördükçe içimiz acıyor. Şaka gelebilir belki yöneticilerimize ama emin olun gerçekten evine ekmek götüremeyenlerin giderek arttığı bir ülkeyi artık görmezlikten gelmemeniz gerekiyor.

 

Siyasal iktidar yönünü kendi doğurduğu suni gündemlere dönerken, muhalefet ise suni gündemlerin peşine takılma alışkanlığını hiç bozmadan tam gaz devam ediyor. Dünyanın hemen her ülkesinde iktidarın doğurduğu boşluğu muhalefet kapatırken, bizim ülkemizde iktidarın doğurduğu boşluğun büyümesi için bir kazma da muhalefet vuruyor.

 

Tabandan gelen sese kulak vermeyen siyasal iktidar ancak seçim sathında kapısını çaldığı, elini sıktığı seçmen ile yani halk ile arasına koyduğu mesafenin diyetini sanırım 31 Mart yerel seçimlerinde aldığının farkındadır diyeceğim ama görülen o ki hiç de umurunda değilmiş gibi insani olmayan suni politikalarının arkasını kesmiyor.  

 

Bu sese kulak verin ey yöneticiler desek bile duyulmayacağını bildiğimizden sorun ve sıkıntının ne olduğunu halk kendin kendine anlamışsa, çözüm için kimin kapısını çalacak bari buna bir ses vermeleri gerekmez mi?

 

Siyasal iktidardan tek dileğimiz her il başkanının bulundukları yerelde yoksul değil, orta gelirli ailelerin yaşadığı semt ya da mahallerde bir araştırma yapmalarını ve rapor halinde genel merkeze sunmasını istemesidir. Her danışmanının kendi çıkar ve menfaatleri başta olmak üzere, yönetiminde bulunduğum kişi benim yönlendirmeme daha sadık kalıyor arzusuna kapıldığını gördükçe yakın zamanda umut doğmayacağına üzülüyorum.

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın sözünü hemen her kürsüde dile getiren siyasal iktidarın hemen her temsilcisi ya da sözcüsünün, bu sözü söylerken kendilerini protokolde yer kalmadığından ayakta izlemek zorunda kalan kravatsız amcalar ile ev kadınlarının gözlerine bir bakmaları gerekir. Acı gerçek işte o zaman anlaşılır ve belki işte o zaman bu sese bir kulak verilir. İşsizin açlık, işçinin ise geçim kaygısını bir yana atıp, insan hakları ve özgürlükler çerçevesinde bir kez geldiği dünyadaki yaşamını refah ve huzur içerisinde sağlıklı ve mutlu biçimde sürdürmesidir tek dileğimiz. Hadi bahaneleri bir yana bırakıp, kendi öz evlatlarımızın umutlarına umut olalım.

  Bu yazı 12445 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI