Bugun...

Deniz Gezmiş ve Arkadaşları Milliyetçilik Torbasına Sığar mı?

 Tarih: 06-05-2020 20:19:00  -   Güncelleme: 07-05-2020 11:18:00
Yakup Aslandoğan

Bilinen bir günü daha geride bırakıyoruz. Belki de yaşadıkları dönemin tüm olumlu birikimini üzerlerinde toplamış, onlarda vücut bulmuş olması nedeniyle de simgeleşmiş kişilerden olan ve belki de en az 2-3 milyon bebeğe, çocuğa isimleri de verilerek hala yaşatılan simge devrimcilerin ölüm yıldönümlerinden bahsediyoruz elbette. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Kayseri’de doğmuş Hüseyin İnan. 1968 hareketinin Türkiye’deki simge isimlerinden Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in 6 Mayıs 1972 yılında idam edilmelerinin üzerinden yarım asra yakın zaman geçti. Ama hala binlerce onbinlerce genç erkek, kadın, işçi ve emekçi onları anmaya ve onların mücadelesini sürdürmeye söz veriyorlar.

 

1968 Neydi ve Nasıl Anlaşılmalı?

Dünyayı kasıp kavuran ve emperyalist kapitalist sisteme öfke olarak parlayan 68 hareketi aslında sadece bir gençlik hareketi olarak adlandırılamaz. Olsa olsa dipten gelen büyük emekçi hareketinin görünen son halkası denilebilir. Öyle ki; 2. Emperyalist paylaşım savaşında başta Alman faşizminin sosyalist Sovyetlerin büyük direnişi ve darbesiyle yenilgiye uğratılmış, ardından birçok ülkede halk demokrasileri, ilerici iktidarlar işbaşına geçmeye başlamıştı. Diğer kapitalist ülkeler de çeşitli reformlarla sosyal devletçi bir pozisyona geçmeye zorlanmışlardı. İşçi hareketleri, gençlik hareketleri de ileri hamleler yapmaya geniş hareket alanları bulmaya başlamıştı. Fransa’dan, Küba’ya Amerika’dan Arjantin’e, Filistin’den İspanya’ya Almanya’ya kadar hemen her ülkede ve tabi ki Türkiye’de de işçi, köylü ve gençlik hareketleri de ilerlemekteydi. 1950’li yıllar ile 60’lı yıllar büyük işçi direnişleri, sendikal harekette canlanmanın en ileri olduğu birkaç on yıldı. Özellikle Amerika’nın Vietnam (ABD 2. Dünya savaşından yıpranmadan çıkmış ve ekonomik “süper” güç olarak tüm dünya üzerinde hegemonyasını güçlendiren bir noktaya gelmişti) işgaline karşı başlayan savaş karşıtı antiemperyalist barış hareketi tüm ülkelerde elbette etkili olmaya başlamıştı. Ama öncesinde başta Fransa işçi sınıfı ile İngiltere işçilerinin hareketi farklı bir ivmelenmeyle yüzbinleri, milyonları kapsayan genel grevlerle, fabrika işgalleriyle ülke sınırlarını da aşarak başka bir canlanmanın da işaret fişeğini çakmıştı. Gençlerin mücadelesini de güçlendiren özellikle genç işçiler olmuştu. Türkiye de de işçi köylü hareketi, başta Kavel direnişi, Paşabahçe direnişi ve birçok köylü eylemleri ile gençlerin hareketi bir paralellik taşıyor hatta dayanışma içinde birçok noktada kesişiyordu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları iyi ve yaşanılır bir dünya, demokratik bir yönetim arzusuyla birleştirdikleri antiemperyalist (kapitalist egemenliğe karşı genişletmeyi ve sosyalist bir ülke mücadelesi anlamında) mücadelelerini o dönemin kendine has özellikleriyle de biçimsel anlamda bezemişlerdir. Sağcı hükümetlere karşı bağımsızlık yürüyüşleri vb gerçekleştirmeleri, parlamenter mücadele biçimlerinin kısmen savunulması, Atatürk ve arkadaşlarının ortaya koyduğu kimi demokratik açılımları benimseyerek mücadele içinde deneyim biriktiriyorlardı elbette.

 

Milliyetçi değillerdi Yurtseverlerdi!

Bu son söylediklerimizden kalkarak Türk Solu türünden faşizan dergiler hatta siyasi anlayışların iddia ettiği gibi Deniz Gezmiş ve arkadaşları milliyetçiliğin yanından bile geçmemişlerdir. Aksine antiemperyalist bir yurtseverlik, hatta daha ileri giderek kendi ülke iktidarlarına karşı antikapitalist mücadeleye yönelmişlerdir. Zira onların darağacındaki son sözleri de bu türden faşizan yaklaşımlara ve onların sadece Kemalist olduklarını iddia edenlere en yalın cevapları olmuştur. Türk ve Kürt kardeşliğini savunmuşlar ve “yaşasın işçiler ve köylüler” diyerek bu kesimlerin iktidarının olmazsa olmaz olduğunu gözümüze sokmuştur Deniz Gezmiş. Daha da ileri gitmiştir ve ideolojik olarak da Marksizm ideolojisinin yüceliğini son sözlerinde vurgulayarak milliyetçi olup olmadıklarının da cevabını vermişlerdir. İşte tüm dünyayı kasıp kavuran antiemperyalist 68 hareketinin özü buralarda gizlidir. Ve Deniz Gezmiş ile arkadaşları Yusuf ve Hüseyin’in idealleri de bu söylenenleri kapsayan çok derinlikli bir meseledir. Gerçek devrimcilerin harcı da bu tür mücadelelerde karılmaktadır hiç şüphesiz. Sömürüsüz bir dünya arzusu işçi sınıfı ve emekçilerin iktidarına giden yolları temizlemekten geçer. Milliyetçilik bayrağına sarılanlar bilsinler bunları… Onları anmak ileriye bakmaktır aynı zamanda. Geleceği istemektir. Geleceğimizi ancak baskıcı rejim ve iktidarlara karşı mücadelemiz ile belirleyeceğimizin işaret fişekleridir Onlar. Güzel sözler söylemek yetmez. Günümüzde süren emekçilerin mücadelesine katılmaktır Onları gerçekten yaşatmak. Onların son sözlerini bizim önsözlerimiz yapmak gerektir. Nokta… Saygıyla…

  Bu yazı 1214 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
YUKARI