Bugun...

KAYSERİ VE 1 MAYIS “İŞÇİ BAYRAMI”

 Tarih: 29-04-2019 11:49:00

Evet, baharın en güzel günlerini yaşamaya başladık. Biraz üşüdük ama baharın gülümseyen yüzü bizi karşılamaya, ısıtmaya başladı bile. Tomurcuklar patladı, çiçekler dansa durdu, kuş cıvıltıları ne yapsan yanı başından ayrılmıyor. Hayattan zevk almak için doğa seni, beni, bizi çağırıyor. Keşke her şey bu kadar güzel olsa…

Hayat doğanın yanında bizi içine çeken karmaşık birçok ilişkiler ağı ile örülü elbette. Yaşamak için sosyal, iktisadi, siyasi birçok etmen ile boğuşuyoruz. Boğuşuyoruz, özellikle biz emekçiler için bir aşamadan sonra hayat neredeyse çekilmez hale bile gelebiliyor. Doğanın bizi çağırdığı bunca güzelliğin içerisinde maalesef olumsuzluklar yakamızı bırakmıyor. Doğayla baş başa kalalım desek, ailecek dinlenmeye zaman ayırmaya çalışsak, evimizde her gün şenlikli misafirlikler olsun desek ne güzel olurdu değil mi? Ama olmuyor. Bunca ekonomik zorluk içindeyken, işsizlik almış başını giderken, çocuklarımızın, ailemizin zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale gelmişken gel de bu hayattan zevk al. Bir de karşı komşunla bile düşmanlaştırılırsan, kutuplaştırılırken, yani ülkeyi yöneten egemenler eliyle kardeşliğimiz baltalanırken gel de bu bahar havasında mutlu olmaya çalış.

Her şey bu kadar kötü mü?

Moralinizi biraz bozdum galiba. Yalnızca gerçeklerden kaçamayacağımız şeyleri bir paragrafta özetledim aslında. Ama her şey bu kadar kötüyse yaşamaya değmez diyenlerden değiliz ‘Evel Allah’. Bu hayat da; güzelim yaşanası bir çevre ve doğa da, mücadele etmeden nasıl korunabilir ki? Yani kurbanlık koyun gibi kurban edilmeyi bekleyecek miyiz? İşyerinde mesaileri, ücretleri verilmeyen, geciktirilen biz işçiler hakkını arayıp evinin “rızkını” kazanmayacak mı? Her aklına geldiğinde işçiyi kapı önüne koyan, krizi bahane edip bu güne kadar kar ederken, cebini doldururken patronlar şimdi “ekonomi daralıyor” diyerek bizleri kapı önüne koyacak ve biz mücadele etmeden duracak mıyız? Elbette hayır.

Kıdem tazminatının fona devredilerek aslında elimizden alınacağını söyleyen siyasi iktidar patronlar istedi diye bunu yaparken, bizler sesimizi çıkarmayacak mıyız? Emeklilikte yaşa takılan milyonlarca EYT’li işçi evine helalinden kazancını götüremeyecek; ama vekiller, bürokratlar 30-40 bin tl maaş alıp oturacaklar. Yok, öyle yağma.

Bahar güzellikleriyle olduğu kadar aslında yaşam mücadelesini bir biçimde veren işçi ve emekçilerinde “ kanının kaynadığı” aylardır. Hak mücadelesi vermeden, alnın terinin hakkını almak için adım atmadan, kusura bakmayalım bu bahar bize zehir olur.

Kayseri 1 Mayıs’ı

İşte 1 Mayıs bu canlanmanın en etkili olduğu, ülkede ve dünyada patronlara, sermaye sınıfına karşı tek yürek olduğumuz bu birlik mücadele ve dayanışma günümüzde kendimizi göstermeliyiz.

Bu teröristlerin bayramıdır, solcuların bayramıdır” diyenlerin bu karalamaları artık geride kaldı. Çiçeklerin tomurcuklarının patlaması, olgunlaşması nasıl oluyorsa biz işçiler de mücadele içinde olgunlaşıyor ve deneyim kazanıyoruz. Anlatılan kötü hikâyelerin değil bizim yazdığımız hikâyelerin olmasını istiyorsak, işçilerin günü olan 1 Mayıs’ta yukarıda saydığımız taleplerimizle Çarşamba günü mitingimizde buluşalım.

Dosta düşmana gösterelim. Kıdem tazminatıma uzanmayın diyelim, EYT mağduru olmak istemiyoruz, işçi cinayetlerine karşı önlemler alınsın, işten atmalar yasaklansın, insanca yaşayacak ücretimiz olsun, emekten yana politikalar hayata geçsin, kardeşliğimiz baltalanmasın diyerek bu 1 Mayıs’ta buluşalım. Kayseri işçileri olarak bizler de buluşmada yerimizi alalım. Bu bahar, doğal güzellikleri yanında uyanan bir filiz misali işçilerin de mücadelesiyle güzelleşecektir diyelim.

Yakup ASLANDOĞAN/ DİSK GIDA İŞ BÖLGE TEMSİLCİSİ

  Bu yazı 1036 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
YUKARI